YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13187
KARAR NO : 2015/27921
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosyanın sanığı … müdafiinin 16.05.2011 tarihli dilekçesiyle; vekaletnameli olarak müdafiiliğini yaptığı sanık … hakkında verilen karara itiraz, sanık Volkan hakkındaki mahkumiyet hükmüne ve sanık … hakkındaki beraat hükmüne karşı da temyiz isteğinde bulunduğunu beyan ettiği ancak 07.07.2011 tarihli dilekçesiyle bu isteklerinden feragat ettiğini belirtmiş olduğundan ve vekaletnamesinde temyizden vazgeçme hususunda da yetkilendirilmiş olduğu görülmekle temyizin katılan idare vekilinin temyizi ile sınırlı olarak yapılan incelemede:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin işten çıkış yaptığı tarih olan 2009 yılı Ocak ayı olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’un 2008 yılında sigortasız olduğu sırada eşi …’un da hamile olduğu, bu dönemde …’un … ile görüştüğü ve atölyede kendisini sigortalı olarak göstermesini istediği, sanıkların anlaştıktan sonra …’un …’u muhasebeci sanık …’ya yönlendirdiği, sanık …’nın evrakları hazırladığı ve …’un 01.07.2008 tarihi itibarıyla işe girişinin yapıldığı, 2009 yılı 1. ayında işten çıkışının yapıldığı, bu müddet zarfında …’un çocuğunun doğduğu ve bu işlemler nedeniyle … 874,09 TL sağlık sigortası ödemesi yaptığı, sanık …’un hastane masraflarını ödemekten kurtulduğu, böylece hileli hareketle katılan kurumun 874,09 TL zarar etmesine neden oldukları ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda,
1)Sanık … hakkındaki beraat hükmünün temyiz incelenmesinde,
Sanık …’nın diğer sanık …’un işlettiği bıçkı atölyesinin muhasebe işlerini yaptığı, talep üzerine gerekli evrakları hazırladığı, bu sanığın gerçekte sanık Volkan’ın bıçkı atölyesinde çalışıp çalışmadığı hususunu kontrol etme imkanının bulunmadığı, sanığın evrak üzerinde ve talep üzerine işlem yaptığı, diğer sanıklarla irade birliği içerisinde hareket ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli kesin deliller bulunmadığı gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık Volkan hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde ise,
Sanığın gerçekte var olan işyerinde çalışmadığı halde 02.07.2008 ile 04.01.2010 tarihleri arasında sigortalı gösterildiği,sigorta primlerinin bir kısmının sanık tarafından ödendiği, kuruma verilen evraklarda usulsüzlük tesbit edilemediği, sanığın eşinin doğumu nedeniyle 874,09 TL sağlık yardımından yararlandığının anlaşılması ve idari tahkikat neticesinde usulsuz işe giriş ve çıkış işleminden dolayı bu zararın sanıktan tahsil edilmesine karar verilmiş olması karşısında, unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçundan beraatı yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Sanık hakkında TCK’nın 158/1-e maddesi uyarınca verilen 90 gün adli para cezasının,TCK’nın 52/2.maddesi uyarınca paraya çevrilmeden önce TCK’nın 168/2 ve 62.maddeleri gereğince gün olarak indirimlerin yapılması ve bunun sonucunda bulunan gün adli para cezasının TCK’nın 52/2.maddesi uyarınca paraya çevrilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde ilk önce paraya çevrilip daha sonra indirimlerin yapılması nedeniyle sanığa 10 TL fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK.nın 53. maddenin 3. fıkrasına göre, mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, aynı kanun maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin uygulanamayacağı ve (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğun uygulanmamasına mahkemece karar verilebileceğinin anlaşılması karşısında, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışında kalan ve TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.