YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15207
KARAR NO : 2015/29821
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan … ve …’ın … Merkez’de faaliyet gösteren … Ticaret Limited Şirketi’nin yasal temsilcileri oldukları, diğer sanık … ‘in ise İşkur aracılığıyla bahse konu şirkete iş başvurusu yaptığı ve 29/05/2008 tarihinde sanıklar … ve … tarafından …’nın şirketlerine ait iş yerinde işe başladığına dair katılan kuruma bildirimde bulundukları, sanık …’nın hastalığı nedeniyle 3-4 gün sonra işten ayrıldığı halde, 06/04/2009 tarihine kadar priminin ödenmeye devam ettiği, sanık …’nın fiili olarak çalışmamasına rağmen yatırılan primler nedeniyle sağlık karnesinden faydalandığı, tedavi ve ilaç giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmesini sağlayarak menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; sanık … …’in özürlü kadrosundan İşkur tarafından diğer sanıklara ait şirkette çalışmak üzere gönderildiği, şirket tarafından işe başlatıldığı, ancak sanığın rahatsızlığı nedeniyle daha sonra işe gitmediği, şirket müdürü tarafından muhasebeciye bu hususun sehven bildirilmediği ve sigortalılığın devam ettiği, söz konusu şirket tarafından primlerinin yatırıldığı, SGK tarafından yapılan ihbar üzerine durumun ortaya çıktığı, doğan zararın şirket tarafından karşılandığı anlaşıldığından sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair cezalandırılmalarını gerektirir, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlarına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.