Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/11701 E. 2015/24876 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11701
KARAR NO : 2015/24876
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, iftira
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
İftira suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi SGK ve katılan …nin bu suç yönünden kamu davasına katılma haklarının bulunmadığı ve … hakkında usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olan şikayetçi SGK’nın CMK’nın 260. maddesi uyarınca kurulan hükmü temyiz ve kamu davasına katılma hakkı bulunduğunun anlaşılması karşısında, CMK’nın 237/2 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık ..’in, tanık…a ait sağlık karnesi ve nüfus cüzdanıyla devlet hastanesine tedavi için gittiği, sanık ile karnesini kullandığı tanık arasında 21 yaş farkının bulunduğu, keza her ikisinin görünüşlerinin farklı olduğu, esasen ilk olarak sanık hastaneye müracaat ettiğinde nüfus cüzdanı ve sağlık karnesindeki fotoğrafların bu belgeleri ibraz eden sanığa benzemediğinin basit bir kontrolle anlaşılmasının mümkün olduğu, nitekim durumun hastane çalışanlarınca tespit edilerek kolluğa haber verildiği, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun temel unsuru olan hilenin eylemde bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 06.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.