YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5446
KARAR NO : 2015/23575
KARAR TARİHİ : 14.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar …, … ve … hakkında katılan sanık … yönelik basit yaralama suçundan sanık … hakkında katılan … yönelik yaralama suçundan, sanıklar İbrahim ve … hakkında mala zarar verme suçundan, katılan sanık … hakkında yaralama suçlarından kurulan 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararlara karşı katılan sanık … ile katılan … yaptığı 07/12/2011 havale tarihli itiraz üzerine ilgili mahkemenin yaptığı inceleme sonucunda bu hükümler yönünden itirazın reddine karar verildiği, bu kapsamda temyiz talebinin sanıklar ve katılan sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması dışındaki kararlara ilişkin olduğna kanaat getirilmesi ile temyiz incelemesinin bu hükümler dışındaki hükümlerle sınırlandırılması ile yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınma/ın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanık … ile eşi katılan …’nin … ilinde … Pazarı tabir edilen pazar yerinde sergi açıp satış yaptıkları ve 20.08.2010 tarihinden bir hafta önceki bir tarihte … ve … tezgah açtıkları bu pazar yerinde yanlarında tezgah açan … isimli şahıs ile pazar yeri meselesi yüzünden bir tartışmanın olduğu diğer sanık …’ın … yanında çalışıp yardım ettiği ve 20.08.2010 günü … ve … Mahallesinde bulunan cuma pazarında tezgah açtıkları ve aynı pazar yerine diğer sanıklar …, …, … ve …’ın da tezgah açtıkları ve akşam saatlerinde … ve … tezgahı toplayıp … plakalı araç ile gittikleri bir sırada … tezgah açtığı yerde durarak burada … araçtan inip elinde bir sopa olduğu halde orada bulunan …, … ve …hitaben “sizin hepinizin anasını avradını sikerim” gibi beyanlarda bulunmak suretiyle hakaret eyleminde bulunduğu yine bu tartışma olayına diğer sanık …’ın da katıldığı ve … “sen karışma sen kim oluyorsun senin amına korum” demek suretiyle hakaret eyleminde bulunduğu ve … elindeki bu sopa ile … vurmak ve yine eline aldığı bir ipi … boynuna dolayıp sıkmak suretiyle kasten yaralama eyleminde bulunduğu yine aynı olayda … elinde bulunan bir sprey gazını … sıkmak ve … ve İbrahim’in ellerinde bıçak ve…’in elinde sopa olduğu halde …, …, ve … birlikte … ve kendilerini ayırmak isteyen müşteki …’ye vurmak suretiyle kasten yaralama eyleminde bulundukları yine …’in … ve…’e hitaben “ben Isparta’lıyım burayı size dar edeceğim, şerefsizler, orospu çocukları” gibi beyanlarda bulunmak suretiyle hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunduğu yine … ve … ellerine aldıkları demir parçaları ile …’a ait … plakalı araca vurarak zarar verdikleri ve bu olayın kolluk güçlerine intikal etmesi üzerine … Polis Merkezi önünde …’ın…’e hitaben “sizin hepinizi sikeceğim, size Isparta’yı dar edeceğim” gibi beyanlarda bulunmak suretiyle hakaret ve tehdit ettiği iddia olunan somut olayda;
1- Sanıklar …,… ve … ve … hakkında katılan…’e yönelik hakaret, tehdit suçlarından, sanık … hakkında …’ a yönelik tehdit suçundan, sanıklar … ve… hakkında mala zarar verme suçundan kuurlan beraat hükümleri yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri yönünde cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, sanıklar hakkında kurulan beraat hükümleri yönünden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … ile katılan…’in temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklardan … ve katılan sanık … hakkında karşılıklı hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sanık ile katılan sanığın karşılıklı olarak birbirlerine sinkaflı hakaret ettikleri oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin sübutu kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, TCK 129/3 maddesi gereğince katılan sanık hakkında cümlesinden sonra gelen “CEZA VERMEKTEN VAZGEÇİLMESİNE” ibaresinin kaldırılarak yerine “ ceza verilmesine yer olmadığına” ibarelerinin eklenmesi sureti ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/04/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.