YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8304
KARAR NO : 2015/23475
KARAR TARİHİ : 03.07.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan sağladığı kredi ile dava dışı firmadan bir daire satın almak için sözleşme imzaladığını, tapusunu da aldığını ancak dava dışı yüklenicinin inşaata başlama tarihinden itibaren 12 ay sonra yani 2011 yılının Haziran ayında teslim etmesi gereken daireyi ihtarına rağmen teslim etmediğini, yüklenici şirkete 29.500TL peşin ödeme yaptığını, davalı bankanın bu daire nedeniyle sözleşmeyi garantör olarak imzaladığı krediden dolayı kredi miktarı kadar müteselsil sorumlu olduğunu, zamanında teslim edilmeyen daireden dolayı kira alacağı bedelinin, dava dışı şirkete yaptığı peşin ödemenin, kredi dosya masraflarının, aylık 714,70 TL den ödediği 25 taksit kredi ödemelerinin tespiti ile tahsiline, dilekçesinin 8. bendinde yazılı diğer zararların tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500 TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile ıslahla artırılan 39.564,18 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı banka ile imzaladığı konut finansman sözleşmesine göre kullandığı kredi ile davadışı firmanın inşa etmeyi üstlendiği siteden bir daireyi tapuda satın almış, davadışı yüklenicinin taahhüt ettiği sürede daireyi tamamlayıp teslim etmediği için kira kaybı ile diğer zararlarının tazminini istemiş, mahkemece dairenin inşaat halinde kalması nedeniyle bilirkişilerce hesaplanan kira kaybı ile, davaya konu taşınmazda ve ortak alanlardaki imalat bedelleri tespit edilip davanın kabulüne karar verilmiştir.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/5 ve 10/B-9. fıkrasında, “… kredi veren konut finansmanı kuruluşu, krediyi belirli bir konutun satın alınması ya da belirli bir satıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, konutun hiç ya da zamanında teslim edilmemesi halinde kredi veren, satıcı ile birlikte tüketiciye karşı kullandırılan kredi miktarı kadar müteselsilen sorumlu olacağı” hükme bağlanmış, ayrıca Yasanın 4/3 maddesinde (Değişik üçüncü fıkra: 21/2/2007-5582/22 md.) İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. hükmüne yer verilerek kredi verenin sorumluluğunun esasları düzenlenmiştir.
Somut olayda, dava dışı … ile davalı banka arasında imzalanan sözleşme gereğince dava dışı inşaat şirketinden taşınmaz satın alan davacıya davalı banka tarafından kredi kullandırılacağı ve bu kredinin niteliği itibariyle bağlı kredi olduğu anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Yasanın 10/5 ve 10/B-9. maddesi gereğince bağlı kredi kullandıran davalı Banka da, taşınmazın teslim edilmemesinden doğan zarara satıcı şirketle birlikte davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Mahkemece yapılan keşifte inşaatın karkas vaziyette olduğu ve vaat edilen tarihte yüklenici tarafından teslim edilmediği uyuşmazlık konusu değildir. Ne var ki davada taraf sıfatıyla satış sözleşmesinin tarafı olan yüklenici yer almamıştır. Davacı dava dışı şirkete gönderdiği ihtarnamede de sözleşmeden dönme beyanında bulunmamıştır. Davacı eldeki davada konut satım sözleşmesinden dönmeden, hem sözleşmenin devamını ister şekilde müspet zarar olan kira kaybını, hem de sözleşmeyi sona erdirecek şekilde menfi zarar kapsamındaki masraflarla birlikte ödenen bedellerin tahsilini istemekle çelişkiye düşmüştür. Çünki bir sözleşmesel ilişkide menfi ve müspet zarar birlikte talep edilemez. Zira olumsuz zararın tazmini istenebiliyorsa borç hükümsüz sayılıyor demektir ki hüküm ifade etmeyen borcun ifasına ilişkin çıkarın tazmini istenemez. öte yandan davacının hem alıcı hem de tüketici sıfatı göz önüne alındığında davadışı borçlunun da temerrüdü gerçekleşmesi halinde davacı TBK 125. maddesinde yazılı seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. Bedel iadesi sözleşmeden dönmenin, geç teslim nedeniyle kira ve diğer tazminatları istemekte ifanın devamını istemenin sonuçlarından biridir. Hal böyle olunca çelişkili olan dava dilekçesi açıklattırılarak davacının müteahhit ile yaptığı sözleşmeden dönüp dönmediği sorulmalı, sözleşmeden dönme hakkını kullandığı takdirde kullandırılan kredi miktarı tespit edilerek bu bedelle sınırlı olarak bankanın sorumlu olduğu kabul edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, 2.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 6.7.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.