Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/7241 E. 2015/11429 K. 09.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7241
KARAR NO : 2015/11429
KARAR TARİHİ : 09.04.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, davalıdan … model oturma grubunu beğenerek satın aldıklarını, 500 TL peşinat ödediklerini, kalan kısmı davalı tarafından taksitlendirildiğini, daha sonra 300 TL daha ödeme yaptıklarını ve davalı satıcıya 2.000 TL borcları kaldığını, 07.05.2014 tarihinde ürünlerin teslim edildiğini, ancak oturma grubunda 1 adet tekli kanepenin teslim edilmediğini, ürünlerin tesliminden sonraki gün ürünlerde bir farklılık olduğunu anladıklarını, mağazada satın aldıkları ürünler ile teslimi yapılan ürünleri mağazadan almış oldukları katalogları inceleyerek kararlaştırdıklarını, birbirlerine çok benzeyen ürünlerden beğenip satın aldıklarını düşündükleri modelin Hera olduğunu, ancak teslim edilen ürünlerin ise Karla model olduğunu, durumu hemen satıcıya bildirerek ürünlerin iade alınması konusunda tatmin edici bir cevap alamadıklarını, daha sonra mağazaya giderek ürünlerin geri alınmasını beğendikleri ürünlerin verilmesini söylediklerini, davalı taraf yetkililerinin böyle bir işlemi yapamayacaklarını söylediğini, 14/05/2014 tarihinde … Noterliği’nin 14014 yevmiye no’lu ihtarını göndererek ürünlerin iade alınmasını, alınmadığı takdirde yasal işlem yapılacağını bildirdiklerini, davalının 16/05/2014 tarihinde ürünleri teslim almadığı gibi 13/01/2014 tarihinde Yasal işlem için son ihtar başlıklı hukuki olmayan bir ihtarname düzenleyerek gönderdiğini, İl hakem Heyetine başvurduklarını, ancak faturanın ticari ortaklık üzerine kurulduğundan bahisle taleplerinin reddedildiğini belirterek ayıplı ürünlerin iadesi ile, ödemiş oldukları 800 TL nin davalıdan yasal faizi ile tahsili ile kalan 2.050 TL için borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, Dava değerinin 6502 sayılı yasanın 68. maddesi dikkate alındığında Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmasını zorunlu kılan miktarda olduğu ve bu miktar için dava açılmasının yasa gereği mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki davada davalıdan satın aldığı koltuk takımı yerine başka bir koltuk takımının, getirildiğini, değişim taleplerinin kabul edilmediğini bildirerek ayıplı ürünün iadesi ile ödediği bedelin tahsilini ve bakiye bedelden borçlu olmadığının tesbitini istemiş; mahkemece hakem heyetine müraacatın zorunlu olmasına rağmen bu koşulun yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle dava usulden reddedilmiştir. Ne var ki davacı dava dilekçesinde açıkça, hakem heyetine müracaat ettiğini, ancak davalıca düzenlenen faturanın ticari ortaklık adına düzenlendiği ve ticari iş olduğu gerekçesiyle talebinin reddedilmiş olduğunu bildirmiş olup, …İl Hakem Heyeti’nin 02.09.2014 tarihli kararının bu yönde olduğu yapılan incelemeden anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının uyuşmazlık konusu miktara göre hakem heyetine müracaat koşulunu yerine getirdiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle oluncada, davalı tarafın ticari ortaklık adına kesilen faturanın doğru olup olmadığının, bir başka deyişle davalıdan alınan malların ticari ortaklık adına alınıp alınmadığı, taraflar arasındaki istemin tüketici işlemi mahiyetinde olup olmadığının ve bu bağlamda davaya bakmanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girip girmediğinin değerlendirilmesi, uyuşmazlığın ticari mahiyette olmayıp; tüketici işlemi olduğunun belirlenmesi halinde ise davacının il hakem heyetine müracaat koşulunu yerine getirdiği kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 09.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.