YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/29599
KARAR NO : 2015/37278
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, doğum yapmak üzere davalı …nın kuruluşu olan …astanesi’ne yattığını, davalı doktor … ve anestezi uzmanı …’ın katılımı ile genel anestezi altında sezaryenle doğum yaptığını, anestezi uzmanı …ın anestezi uygulaması sırasında oksijen borusunu nefes borusu yerine yemek borusuna soktuğunu ve yemek borusunun yırtılmasına sebep olduğunu, doğumun hemen akabinde yutkunamama ve sıvı dahi içememenin yanında göğüs kafesinde şiddetli ağrılar başladığını, ağrılarının davalı doktor … tarafından geçeceği söylenmesine rağmen …akültesi aciline kaldırıldığını, burada uzman doktorlar tarafından durumun çok ciddi olduğu, ölüm tehlikesi bulunduğu hususunun bildirildiğini,… Cerrahisi bölümüne kaldırıldığını ve yaklaşık 2 ay … tedavi gördüğünü, davalıların ihmalkar tutumları nedeniyle doğum olayından sonra muhtelif hastanelerde tedavi gördüğünü, bu tedavi nedeniyle vücut bütünlüğünün zedelendiğini, davalıların vekalet görevini gereği gibi ifa etmediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 350.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalılara izafe edilecek bir kusur olup olmadığı yönünde……u ve…Genel Kurulundan alınan rapora göre davalıların uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, davacının iddiasını ipatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören Vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; mahkemece… İ…ve… Genel Kurulu raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de, davacının ameliyat sonrası şikayetlerinin değerlendirilmesi yönünden davalıların teşhis ve tedavi anlamında yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediği hususlarında yeterli açıklamayı içermemektedir. Bu nedenle mahkemece,… dışında üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli; kadın doğum, göğüs cerrahisi ve anestezi konusunda uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, gününde oybirliğiyle karar verild.