YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33296
KARAR NO : 2015/37478
KARAR TARİHİ : 22.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin selefi olan …ile arasında 30.12.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, akabinde 05.01.2004 tarihli vekaletname verildiğini, davalı şirket vekili olarak dava dışı ..Belediyesi aleyhine… İcra Müdürlüğü’nün …sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takip sonunda davalının 2.984.844,56 TL alacağının kesinleştiğini, dava dışı..Belediyesi’nin tapuda kayıtlı taşınmazları üzerine haciz konulduğunu, bundan sonra borçlu belediyenin Belediye Kanunu’nun Geçici 5. Maddesinden yararlanmak istediğini belirterek uzlaşma komisyonuna başvurduğunu, uzlaşmada herhangi bir indirim yapılmadığını, borçlu belediyenin sadece borcunu başka kamu kurumlarından olan alacağı ile takas-mahsup yaparak, ödemelerini de vadeye bağlamak suretiyle borcundan kurtulduğunu, buna rağmen muaccel hale gelen vekalet alacağının ödenmediğini, bu nedenle 14.03.2012 tarihinde istifa ettiğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak olan 298.000,00 TL üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukat, 05.01.2004 tarihli vekaletname ve 30.12.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ile davalının vekili olarak, dava dışı… Belediyesi aleyhine başlatmış olduğu …Müdürlüğü’nün … sayılı dosyasında, dava dışı Belediyenin tapudaki taşınmaz kayıtlarına haciz konulduğunu; ancak bir süre sonra dava dışı borçlunun 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Geçici 5. maddesinden yararlanarak uzlaşma yolu ile borçlarını ödediği, bununla birlikte muaccel hale gelen vekalet ücretinin kendisine ödenmediği, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlattığı takibe itiraz edildiği gerekçesi ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı; öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ortada haksız azil, sulh veya tahsilat olmadığını, borçlu kamu kuruluşunun kanun hükmünden yararlandığını, kendilerinin ise uzlaşma komisyonunun kararlarına uymak zorunda kaldıklarını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece taraflar arasında vekalet sözleşmesi düzenlendiği, bu kapsamda davacının … Müdürlüğü’nün … sayılı dosyasında hukuki yardımda bulunduğu, ücret sözleşmesi gereği davacıya hakedilen vekalet ücretinin ödenmediği, bilirkişi raporuna göre vekalet ücreti alacağının toplamının 298.007,00 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davacı tarafından vekillik işi üstlenilen Keskin…’nün …Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, davalı şirket vekili olarak 08.01.2004 tarihinde, dava dışı borçlu Keskin Belediyesi aleyhine toplam 2.998.614,152 TL alacak için icra takibi başlattığı, İcra Müdürlüğü tarafından Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan 05.04.2004 tarihli yazı ile dava dışı borçlu belediyenin tapuda kayıtlı taşınmaz kayıtları üzerine haciz konulduğu, dava dışı belediyenin ise 09.09.2005 tarihinde 5393 sayılı Belediye Kanunun Geçici 5. maddesinden yararlanmak amacıyla Belediye Uzlaşma Komisyonuna başvurduğu, akabinde davacı avukat tarafından 20.12.2005 tarihli dilekçe ile; dava dışı Belediyenin başvurusunun…Belediye Uzlaşma Komisyonunda kabul edilmesi sonucu, borçlu belediyenin tapuda kayıtlı taşınmaz malları üzerine konulan hacizlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Geçici 5. maddesi uyarınca kaldırılmasını talep ettiği, böylelikle hacizlerin kaldırıldığı anlaşılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Geçici 5. maddesi 1. ve 2. fıkralarında; “(1) Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası belediyelere ait şirketlerin, 31.12.2004 tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşlarından olan kamu ve özel hukuka tâbi alacakları, bunların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçlarına karşılık olmak üzere 31.12.2005 tarihine kadar takas ve mahsup edilir. Bakanlar Kurulu bu süreyi altı aya kadar uzatmaya yetkilidir. Bu madde kapsamındaki alacak ve borç ifadesi bu alacak ve borçlara ilişkin fer’ileri ve cezaları da kapsar. (2) Yukarıdaki fıkra kapsamında yer alan kuruluşların takas ve mahsup işlemine konu olan veya olmayan borçları, genel bütçe vergi gelirlerinden her ay ayrılacak paylarının yüzde kırkını geçmemek üzere kesinti yapılarak tahsil edilir. Bu maddeye göre yapılacak takas, mahsup ve kesinti işlemleri yılı bütçe kanunları ile ilişkilendirilmeksizin ilgili kuruluş ile uzlaşma komisyonu tarafından belirlenir; Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından karara bağlanır” hükmünün, aynı maddenin 5. fıkrasında ise “İlgili kuruluşun uzlaşma ve hacizlerin kaldırılmasına dair başvurusunun uzlaşma komisyonunca kabul edilmesini müteakip 31.12.2004 tarihinden önceki borçlar için tatbik edilen hacizler kaldırılır” hükmünün yer aldığı görülmektedir. Dava konusu olayda da dava dışı borçlu, yasal düzenlemenin sağladığı bu olanaktan yararlanarak borcunu davalıya ödeme yolunu tercih etmiştir. Davalının, alacağına bir an önce kavuşması açısından, dava dışı borçlunun ise kendisine avantajlı olanaklar sunan bu yasal düzenlemenin gerektirdiği şekilde davranmasından, bu durumun davalı aleyhine sonuç doğuracağı kabul edilemez. Dava konusu alacağın, yasa gereğince dava dışı borçlu belediyeden bahse konu 5393 sayılı Kanun’un Geçici 5. maddesinde öngörülen usul ile tahsil edilmiş olması nedeniyle, davalının, vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması mümkün değilse de, davacı avukatın, vekaletin başladığı tarihten, alacağın tahsilatla sonuçlandığı tarihe kadar, davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf ettiği emek ve mesaiye karşılık, hak ve nesafete uygun bir avukatlık ücretini talep edebileceği de kabul edilmelidir. O halde mahkemece, davacı avukatın, davalının vekili sıfatıyla sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi değerlendirilerek, hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücreti tespit edilip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, alacağın yargılamayı gerektirdiği ve borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmedilen alacağın likit olduğundan söz etmek mümkün değildir. Böyle olunca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 5.090,00 TL harcın istek halinde iadesine, 22/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.