YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19317
KARAR NO : 2015/18663
KARAR TARİHİ : 04.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, bacaklarında ağrılara yol açan varis hastalığı nedeni ile 01.05.2009 tarihinde davalı şirkete başvurduğunu ve davalı doktorun lazer cihazı ile varis tedavisi yaptığını ancak yapılan lazer uygulamasının yanlış ve hatalı olması nedeniyle bacağının çeşitli bölgelerinde yanıklar meydana geldiğini, uzun süren tedavilere rağmen yanık izlerinin geçmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 500,00TL maddi, 15.000,00TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı doktorun uygulanan lazerle varis tedavisi sırasında özensiz davranarak hastanın bacağında yanıklara yol açması nedeniyle istenilen maddi-manevi tazminata ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, alınan 28.06.2013 tarihli İstanbul Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu raporu benimsenmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan rapor incelendiğinde, “Varisler kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplar damar ve kapakçıklarının, yer çekimine karşı damar içindeki kanın geriye doğru akışını önleyen sistemin bozulmasıyla ortaya çıktığı, oluşan varislerin tedavisinde skleroterapi, lazer veya damar cerrahisine özgü tedavi protokollerinin kullanılabileceği, tedavide lazer kullanılacak ise genellikle bir veya iki seans lazer uygulamasının tedavi için yeterli olduğu, lazer yapılan alanlarda hafif kabarma ve kızarıklık görülebileceği ve oluşan bu şikayetlerin birkaç günde gerilediğinin bilindiği, kişide lazerle varis tedavisi sonrası görülen yanıkların her türlü özene rağmen oluşabilen “komplikasyon” olarak nitelendirildiği davalılara atfı kabil kusur tespit edilmediği…” şeklinde rapor verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, her ne kadar alınan adli tıp raporu işaret edilmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiş, alınan raporda da, lazer yapılan alanlarda hafif kabarma ve kızarıklık görülebileceği ve oluşan bu şikayetlerin birkaç günde gerilediğinin bilindiği, belirtilmekte ise de, dosya kapsamından davacıda oluşan yanıkların uzun süreli tedaviye rağmen geçmedikleri anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, davaya konu tedavi hususunda uzman akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği ve gerekliliği hususunda, davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 4.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.