Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/6073 E. 2015/12131 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6073
KARAR NO : 2015/12131
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/06/2014 tarih ve 2013/13-2014/132 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ve Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili …’nin … markaları ve logolarının dünya genelinde ve Türkiye’de tescilli sahibi olduğunu, bu çerçevede … markası etiketi veya logosu ile ilgili dizaynlarının bulunduğu her türlü tekstil ayakkabı aksesuar vs gibi ürünlerin üretme ve ürettirme hak ve yetkisine sahip bulunduğunu, Türkiye içinde ürün dağıtım ve satışını dava dışı … …. eliyle yapsa da zaman zaman fason üretimde yaptırdığını, bunlardan birinin de davalı firma olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 18.04.2003 tarihinde “üretim ve teslimat sözleşmesi” düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre davalı üreticinin kendisinde kalan ikinci kalite ürünlerinin üçüncü şahıslara sunma veya pazarlama yetkisine sahip olmadığını, ikinci kalite ürünlerin derhal imha edilip bunu da müvekkiline ispat etmek zorunda olduğunu, sözleşmenin 14/1 maddesine göre …’ya ait marka veya sair işaretlerin davalı üretici tarafından farklı bir şekilde yada …’nın belirleyeceği üçüncü şahıslar dışında başka alıcılara verme hakkına sahip bulunmadığını, buna rağmen müvekkiline ait davalı tarafından üretilen ürünlerin piyasaya sunulmak üzere depoda tespit edildiğini ileri sürerek, sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan kaynaklanan 1.248.270 Euro dan şimdilik 100.000 Euro’nun davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 13.03.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 723.810 Euro’ya yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir eyleminin bulunmadığını, 17.500 adet ürünün geçici olarak depolamak amacıyla dava dışı şirketin deposuna gönderildiğini, anılan sözleşmede buna engel bir hükmün bulunmadığını, eser sözleşmesine dayalı davada ıslaha konu miktarın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait depoda toplam 41.609 adet … markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet … markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro cezai şart öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK’nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK’nun 161/son maddesi tacirler hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indirilebileceği, dosyaya yansıyan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu, ikinci kalite ürünlerin
ortalama satış fiyatları dikkate alındığında adet başına 30 Euro cezai şartın fahiş, ahlaka ve adaba aykırıgörüldüğü, bu nedenle cezai şart miktarının indirildiği gerekçesiyle 200.000 Euro cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin (3) ve (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olup mahkemece, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak piyasaya ürün sunulduğu, bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığı ancak kararlaştırılan cezai şartın davalının iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır olduğu ve indirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça ıslahla artırılan miktara yönelik zamanaşımı definde bulunulmuş olup mahkemece, 818 sayılı BK’nun 125. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu gerekçesiyle bu defi reddedilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, davalı üreticinin PUMA markalı ürünleri üretmesi olup bu haliyle sözleşme, eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nun 126/4. maddesi uyarınca dava, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gibi esasen bozmadan sonra ıslah yapılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının zamanaşımı definin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 161. maddesi uyarınca sözleşmenin tarafları cezai şartın miktarını tayinde serbest iseler de hakim fahiş gördüğü cezaları tenkisle mükelleftir. Ancak, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 161/3. maddesinde yazılı olan cezanın fahiş olduğu iddiasıyla cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez. Sadece cezai şart, miktar itibariyle tacirin ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle tenkisini isteyebilir. Somut olayda, mahkemece tacirler yönünden cezai şartın tenkisi nedeni olması mümkün olmayan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve ikinci kalite ürünlerin ortalama satış fiyatları dikkate alınarak cezai şart indirilmiştir. O halde mahkemece, davalının tacir olduğu gözetilerek, cezai şartın tenkisinin gerekip gerekmediğinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi ve takdiri gerekirken, yazılı gerekçeyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle belirlenen cezai şarttan indirim yapılması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin, cezai şarta esas olacak ürün sayısına ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbirtaraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.