Danıştay Kararı 10. Daire 2016/3133 E. 2021/5372 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/3133 E.  ,  2021/5372 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/3133
Karar No : 2021/5372

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : …’a velayeten, Kendilerine asaleten … ve …
VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …

2) … Belediyesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan …’ın 06/06/2013 tarihinde üstü açık sulama kanalına düşmesi sonucu boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, davacılardan baba … için 1.000,00 TL (miktar artım dilekçesi ile 39.031,30 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, anne … için 1.000,00 TL (miktar artım dilekçesi ile 62.605,24 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşler … ve … için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi, cenaze ve defin masrafları için 1.000,00 TL maddi olmak üzere toplam 102.636,54 TL maddi tazminatın olay tarihinden, 250.000,00 TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı soruşturma dosyasının birlikte incelenmesinden; davacıların ikamet etmekte olduğu “Van ili, Başkale ilçesi, … Mahalle, … Sokak, No:…” adresin Hakkari istikametinden Başkale İlçesine gelirken Başkale şehir merkezinin hemen girişinde sağda bulunduğu, bahse konu 12 numaralı ikametin arazi içinde çatılı ev olduğu, arka kısmından derenin akmakta olduğu, söz konusu derenin Hakkari Van karayolunun altından büz diye tabir edilen beton borular ile geçirilerek toprak kanaldan oluşan doğal yolunda akmakta olduğu, dere üzerinde ve … numaralı davacılara ait evin çevresinde çit, tel örgü ve duvar gibi (korumaya dair) herhangi bir engelin bulunmadığı, … Sokakta bulunan 13 numara ve … numaralı evlerin arasından derenin akmakta olduğu, bu dere üzerinde … Sokak ve diğer evlerle irtibatı sağlayan iki adet kamyon kasa kapaklarından oluşturulmuş köprünün bulunduğu, birinci köprünün “230 x 95” cm ve “192 x 95” cm ebatlarında iki adet kamyon kasa kapağının yan yana dere üzerine konulmasından oluştuğu, ikinci köprünün ise; “209 x 95” cm ebadında yekpare kamyon kasa kapağının dere üzerine konularak oluşturulduğu, … numaralı evin arazi içinde müstakil çatılı bir yapı olduğu, ön cephesi ve giriş kapısının doğu yönünde olduğu, batısında derenin ve dereden sonra … numaralı evin bulunduğu, kuzey cephesinin boş araziye baktığı, güney cephesinin boş araziye baktığı ve yaklaşık 40 metre sonra karayoluna çıkıldığı, … numaralı evin (batı) arka duvarının, dereye uzaklığının 5,30 cm ile 5,60 cm uzaklıkta olduğu birinci ve ikinci köprüden yaklaşık 290 metre sonra köy hizmetleri idare binasına giden yol üzerinde, büz diye tabir edilen iki adet beton boru bulunduğu ve köprü olarak kullanıldığı, bu köprüden 100 metre sonra tarlalar su taksimatı yapılan üç gözlü taştan oyma bent bulunduğu, derenin derinliğinin yer yer 40 cm ile 70 cm arasında değiştiği, genişliğinin ise 1,20 cm ile yer yer 2,50 cm’ye kadar ulaştığı, davacılar yakını …’ın ise evin yakınında bulunan bu bentte bulunduğu, Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı soruşturma dosyası ekinde yer alan video kaydının incelenmesi neticesinde derenin seyir güzergahında ve ölüm olayının meydana geldiği yerde korumaya dair (çit, tel örgü, uyarı levhası, vb.) herhangi bir engelin bulunmadığı, 06/06/2013 tarihli otopsi tutanağında …’ın kesin ölüm sebebinin suda boğulma sonucu asfiksi olduğunun tespit edildiği, anılan soruşturma sonucu 24/12/2013 tarihinde davacı … hakkında (TCK 22/6. maddesi de göz önünde bulundurularak) kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, olay mahalli olan boğulma olayının meydana geldiği yerin şehir merkezinde ve meskun mahalde kalmasına rağmen derenin üzerinin ve çevresinin kapatılmadığı, hiç bir koruyucu tedbirin alınmadığı ve davalı idarece tehlike arz eden zamanlarda bu dereye insanların (özellikle de çocukların) girmesi sonucu can ve mal kaybının meydana gelmemesi için hiçbir tedbirin alınmadığı, hizmetin hiç yerine getirilmediği, öte yandan; can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla davalı idarelerce koordineli bir şekilde ıslah çalışmasının yapılması ve meydana gelebilecek zararların en aza indirilmesi konusunda herhangi bir girişimde bulunulmadığı, önleyici tedbirlerle derenin emniyetli hale getirilmediği, dolayısıyla davalı idarelerin yerine getirmesi gereken yetki, görev ve sorumluluklarını ihmal ettiği sonucuna varıldığı, dava konusu sulama kanalına düşerek boğulma olayının yaşandığı tarihte …’ın henüz (2) yaşında olduğu, anne ve babanın ölen oğulları üzerindeki bakım-gözetim görevini ihmal ettiği, (2) yaşındaki …’ın bakım ve gözetim altında bulundurulması gerektiği, oyun çağında olan bu yaştaki bir çocuğun ancak gözetim ve denetim altında ev dışında oyun oynamaya bırakılabileceği, ev yakınından derenin geçmesi gibi tehlike arz eden durumlarda bu gözetim ve denetim görevinin özellikle ihmal edilmemesi gerektiği, bu sebeple davacı anne ve babanın da olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu, dolayısıyla olayda davalı idarelerin tedbir, anne ve babanın ise bakım ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmediği, bu haliyle olayda müterafik kusurun bulunduğu, kusur oranının ise; “%50 anne ve baba”, “%50 davalı idareler” olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemece davacıların maddi tazminata yönelik taleplerine ilişkin ihtilafın çözümü bakımından dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda özetle 06/06/2013 tarihinde dere üzerinde yer alan su bendine düşerek hayatını kaybeden …’ın ölümü sebebiyle anne … için 62.605,24 TL, babası … için ise 39.031,30 TL destekten yoksun kalma zararlarının bulunduğunun belirlendiği, %50 müterafik kusur oranı dikkate alınarak davacı …’ın 31.302,62 TL, …’ın için ise 19.515,65 TL destekten yoksun kalma zararlarının bulunduğu, Mahkemece yapılan ara kararı ile cenaze ve defin masrafını ispat edebilecek belgelerin Mahkememize ibraz edilmesinin davacıdan talep edilmesine rağmen, herhangi bir somut belgenin dava dosyasına ibraz edilmediği görülmekle birlikte, Van Belediye Başkanlığı Mezarlıklar Müdürlüğünün yazısında; belediyeye müracaat edilmeden yöresel örf ve adetler göz önünde bulundurulmadan yapılan definlerde mezar açma kapatma, cenaze yıkama-kefenleme, tabut, cenaze nakli, görevli imam ücreti vb. gibi giderlerin 730,00 TL – 950,00 TL arasında olduğuna ilişkin yazı dikkate alınmak suretiyle, davacıların yapmış olduğu cenaze ve defin masrafı tutarının 950,00 TL olduğunun kabulü ile bu tutarın davalı idarelerin kusurları toplamı oranında 475,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi gerektiği, davacıların yakınlarını idarenin hizmet kusuru nedeniyle kaybetmiş olmaları nedeniyle, duydukları ve yaşamları süresince duyacakları elem ve üzüntü nedeniyle kusur oranları da göz önünde bulundurularak takdiren anne … ve baba … için ayrı ayrı 50.000 TL, kardeşler … ve … için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere, toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın (taleple bağlı kalınarak) dava tarihinden itibaren (09/05/2014) yasal faiz uygulanması, fazlaya ilişkin manevi tazminat ve faiz istemlerinin ise reddi gerektiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının yaşanan olay karşısında yetersiz kalıp caydırıcılık niteliği bulunmadığı, davalı idareler arasındaki sorumluluğun müştereken ve müteselsilen olması gerektiği halde hüküm fıkrasında sadece müşterek denilmesinin hukuka aykırı olduğu; Davalı idarelerden DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, İdarelerine atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, Mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle kusura ilişkin olarak ayrıca ve ayrıntılı bir rapor alınmaksızın dosyada destekten yoksun kalma tazminatları yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının doğru olmadığı, hükmedilen tazminat tutarlarının fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğu; Başkale Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu olayın yaşandığı sulama kanalının diğer davalı idarenin sorumluluğunda bulunduğu, dava konusu olayın Belediye sınırları içerisinde yer alıp almadığına ilişkin olarak mahallinde keşif yapılması gerektiği, dava konusu olayda anne ve babanın müterafik kusurunun %50’nin üzerinde olması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Savunma alınmamıştır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının “4.” maddesinin düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davanın Kısmen Kabulüne Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Hüküm Fıkrasının “4.” Maddesinin İncelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince gerekçeli kararda davacıların toplam 130.000,00 TL manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin hüküm kurulduğu ve bu miktar üzerinden taraflar lehine vekalet ücretine hükmedildiği halde kararın hüküm fıkrasının “4.” maddesinde “Kabul edilen 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren (09/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine,” hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda Mahkeme kararının hüküm fıkrasınını “4.” maddesinde yer alan, “Kabul edilen 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren (09/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine,” ibaresinin “Kabul edilen 130.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden (09/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine,” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasının “4.” maddesinde yer alan “Kabul edilen 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren (09/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine,” ibaresinin “Kabul edilen 130.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden (09/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine,” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi