Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/3014 E. , 2021/5516 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3014
Karar No : 2021/5516
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : .. Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda, davacının mülga … İl Özel İdaresinde …. olarak görev yaptığı dönemde (7000) makam ve (17000) temsil göstergesi rakamları üzerinden tazminat ödenmesi sonucunda kamu zararına neden olunduğundan bahisle faiziyle birlikte toplam 53.400,47-TL tutarın 90 gün içerisinde ödenmesi ve varsa itirazın 7 gün içerisinde yapılması hususunun bildirilmesine ilişkin ”Kamu Zararı” başlıklı … tarihli işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onbirinci Dairesinin 28/04/2016 tarih ve E:2016/677, K:2016/2207 sayılı bozma kararına uyularak; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/68, K:1973/14 sayılı kararında, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin geri istenilmesinin hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu, bu süre geçtikten sonra geri istenilemeyeceğinin belirtildiği; uyuşmazlıkta, makam ve görev tazminatının fazla ödenmesinde davacının gerçek dışı beyanı veya hilesinin söz konusu olmadığı, açık hata ve yokluk halinin bulunmadığı anlaşıldığından, hataen yapılan fazla ödemelerin ilgililerden dava açma süresi içinde geri alınması gerekirken, bu süreler geçirildikten sonra fazla ödenen miktarın davacıdan istenmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin rızaen ödeme amacıyla gönderildiği, borcun ödenmemesi durumunda Sayıştay ilamının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunacağı, yargı kararı ile Sayıştay ilamının uygulanması imkanının ortadan kaldırılamayacağı, söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının uyuşmazlığa konu olayda uygulanma imkanının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) – AZLIK OYU
Dava; … Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda, davacının mülga … İl Özel İdaresinde … olarak görev yaptığı dönemde (7000) makam ve (17000) temsil göstergesi rakamları üzerinden tazminat ödenmesi sonucunda, harcama yetkilisi sıfatıyla kamu zararına neden olunduğundan bahisle faiziyle birlikte toplam 53.400,47-TL tutarın 90 gün içerisinde ödenmesi ve varsa itirazın 7 gün içerisinde yapılması hususunun bildirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Sorumlular ve Sorumluluk Halleri” başlıklı 7. maddesinde; bu Kanun’un sorumlular ve sorumluluk halleri uygulamasında; 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu oldukları, bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacak Sayıştay raporlarında belirtileceği, kamu zararına sebep olunan durumların ise bu zararın tazminine ilişkin hükme bağlama işlemi ile sonuçlandırılacağı, sorumluların; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü oldukları hükme bağlanmış, “Yargılamaya Esas Rapor” başlıklı 48. maddesinde; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında denetçiler tarafından kamu zararına yol açan bir husus tespit edildiğinde, sorumluların savunmaları alınarak mali yıl sonu itibariyle yargılamaya esas rapor düzenleneceği; ancak, bu Kanun’un 6. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen hususlara ilişkin düzenlenen yargılamaya esas raporlar için mali yıl sonunun beklenmeyeceği, yargılamaya esas raporun düzenlenmesinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap vermeyen sorumluların savunmalarının dikkate alınmayacağı, yargılamaya esas raporların eki belgelerle birlikte Başkanlığa sunulacağı, başkanlığın bu raporları en geç onbeş gün içinde hesap yargılamasının yapılacağı daireye göndereceği, “İlamların Tebliği, Tavzihi ve Düzeltilmesi” başlıklı 52. maddesinde; Sayıştay ilamlarının; sorumlulara, sorumluların bağlı olduğu kamu idarelerine, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için Maliye Bakanlığına, ilgili muhasebe birimine ve başsavcılığa tebliğ edileceği, “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddasinde ise Sayıştay ilamlarının kesinleştikten sonra doksan gün içerisinde yerine getirileceği, ilam hükümlerinin yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticilerinin sorumlu olduğu, ilamlarda gösterilen tazmin miktarının hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 5018 sayılı Kamu Mâli Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 1. maddesinde bu Kanun’un amacının; kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemek olduğu belirtilmiş; 71. maddesinde, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel ve eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış; kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edileceği, kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak Yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmış; (g) bendinde de mevzuatında öngörülmediği hâlde ödeme yapılması, kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak durumlardan biri olarak düzenlenmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında, kamu zararlarının 6. maddede belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle a) Kontrol, denetim veya inceleme, b) Sayıştayca kesin hükme bağlama, c) Adlî, idarî veya askerî yargılama sonucunda tespit edileceği; 4. fıkrasında yargı kararları ve Sayıştay ilâmlarıyla tespit edilen kamu zararı alacakları ile değerlendirme sonucunda takip ve tahsiline karar verilen alacakların, merkezde strateji geliştirme birimlerince, taşrada ise takibe yetkili idare birimince takip edileceği; aynı Yönetmeliğin 12. maddesinde de kamu zararından doğan alacakların, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edileceği, tespit edilen kamu zararlarının a) Rızaen ve sulh yolu ile ödenmek, b) 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak, c) 2004 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul İl Özel İdaresinin hesap ve işlemlerinin Sayıştay tarafından incelenmesi sonucunda, söz konusu idare personeline yapılan yersiz tazminat ve ek ödemeler nedeniyle kamu zararı oluştuğu tespit edilerek, bu kamu zararının harcama yetkilisi sıfatıyla davacıdan tahsili gerektiği yolunda tazmin hükmü kurulduğu, anılan Sayıştay ilamının kesinleşmesi üzerine tesis edilen dava konusu işlemle, söz konusu kamu zararının, davalı idare hesabına ödenmesinin davacıdan istenildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; kesinleşen Sayıştay ilamına istinaden dava konusu borç çıkarma işleminin; Kamu Mâli Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda tesis edildiği, söz konusu kamu zararının rızaen ve sulhen tahsilinin sağlanamaması hâlinde aynı mevzuat uyarınca icraen takibat yoluna gidileceği görülmektedir.
Bu durumda; harcama yetkilisi sıfatıyla fazladan ve yersiz ödeme yapılmasına sebebiyet veren davacı adına borç çıkarılan tutarların geri ödenmesini öngören dava konusu işlemin, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca tesis edilmiş bir işlem olduğu, bu işlemle zararın rızaen ve sulhen tahsil edilememesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icraen takibe gidileceğinin bildirildiği, bu hâliyle işlemin bildirim mahiyeti taşıdığı ve idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai bir niteliği bulunmadığı anlaşılmakla borç çıkarma işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.