Danıştay Kararı 12. Daire 2018/5449 E. 2021/5534 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/5449 E.  ,  2021/5534 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5449
Karar No : 2021/5534

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı tarafından, … ili, … İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta iken 21/06/2003 tarihinde kafasından darp edilmesi sonrasında 11/11/2003 tarihinde vefat eden eşinin vazife malulü sayılması ve tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı idari işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; gerek vefat olayının yaşandığı tarihte yürürlükte olan 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu, gerekse dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca vazife malulü sayılabilmek için maluliyet veya ölüm olayının görevin sebep ve tesiri ile meydana gelmiş olmasının arandığı, davacının darp edilmesi olayının 21/06/2003 tarihinde gerçekleştiği, darp olayının hemen sonrasında tanzim edilen genel adli muayene raporunda davacının genel durumunun iyi olduğunun belirtildiği, aradan yaklaşık 140 gün süre geçtikten sonra 11/11/2013 tarihinde meydana gelen ölüm olayının ise tanzim edilen ölüm raporuna göre beyin kanamasına dayalı olduğu, tanzim edilen raporların içerikleri ve iki olay arasındaki sürenin uzun olması göz önüne alındığında darp ve ölüm olayları arasında illiyet bağı olmadığı, bir başka deyişle ölümün darp olayının yani vazifenin etki ve tesiri ile meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, yeterli araştırma yapılmadan ve uzman kişilerden görüş alınmadan verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının eşi …, … ili … İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 21/06/2003 tarihinde görevi esnasında … isimli şahsın çıkardığı olaya müdahalesi esnasında kafasına aldığı darbe sonucu yaralanmış, bu durum … tarih ve … sayılı Genel Adli Muayene Raporunda “genel durumunun iyi olduğu, komplikasyon gelişmedikçe hayati tehlikesinin bulunmadığı, kesin hekim raporunun gözlem sonrası verileceği” belirtilmiş; bu olaydan yaklaşık 4 ay 20 gün sonra Samsun Devlet Hastanesinin 11/11/2003 tarihli ölüm raporuna göre beyin kanaması sonucu vefat etmiştir.
Davacı tarafından; Emniyet Genel Müdürlüğüne verilen ve vazife malulü aylığı bağlanması talebini içeren 04/02/2013 tarihli ilk başvuru dilekçesinin, Emniyet Genel Müdürlüğünce Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilmesi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğünden vefat eden ilgilinin vazife malullüğü durumunun incelenebilmesi için bilgi ve belgeler istenilmiş, gönderilen Samsun Devlet Hastanesinin 11/11/2003 tarihli Ölüm Raporu ile diğer tüm raporlar SGK Sağlık Kurulunca incelenerek, “…’un ölümünün vazifesinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediğine” karar verilmiş, Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararıyla da bu rapor doğrultusunda davacı hakkında 5434 sayılı Kanun’un vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına karar verilmiştir.
Davacının, 28/08/2013 tarihinde kayda giren ikinci başvuru dilekçesinde eşinin ölüm olayı 21/06/2003 tarihinde görevi esnasında kafasına aldığı darbeyle ilişkilendirilerek, vazife malullüğü durumunun yeniden incelenmesi talebi üzerine; ilgilinin durumu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca 05/12/2013 tarihinde incelenerek; “…’un dosyasının, dosyasında mevcut tıbbi belgelerin ve 11/11/2003 tarihli ölüm raporunun yeniden incelenmesi sonucu yeterli tıbbi bilgi bulunmadığından,
1- 21/06/2003 tarihinde olay sonucu düzenlenen genel adli muayene raporunun ve tetkik sonuçlarının (BT, MR, direkt kafa grafiği vb. gibi), konsültasyon sonuçlarının, uygulanan tedavi ve konulan kesin tanının ayrıntılı olarak temini,
2- Samsun Devlet Hastanesinde, 04/11/2003-11/11/2003 tarihleri arasındaki yatışı sırasında muayenesi, tetkikleri (BT, MR vb. gibi), konsültasyon sonuçları, SAK’ın etyolojisini açıklayan (hipertansif, travmatik vb. gibi) ve SAK’ın adı geçenin 21/06/2003 tarihinde yaşadığı darp olayı ile illiyet bağı olup olmadığı konusunda tıbbi kanaat belirten epikriz ve tıbbi belgelerin istenilmesine” karar verilmiştir.
08/07/2014 tarihli cevabi yazı ile söz konusu karar gereğince istenilen belgelerin gönderilmesi üzerine, ilgilinin durumu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca 15/10/2014 tarihinde yeniden incelenmiş ve … sayılı işlem ile; “Dosyasındaki tüm tıbbi bilgi ve belgeler ile Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen … tarih ve … sayılı raporunun incelenmesi sonucu ölümüne neden olan rahatsızlığının Beyin kanaması (Hipertansit) “21/06/2003 tarihinde çıkan kavga olayı sonucu meydana gelmediğine” karar verildiği, söz konusu kararın 27/10/2014 tarihli yazı ile Emniyet Genel Müdürlüğüne ve ilgilinin eşine bildirilerek, Vazife Malüllüğü Tespit Kurulunun … tarihli ve …sayılı kararını değiştiren bir husus bulunmadığı yolunda bilgi verildiği, davalı idarenin savunmasından anlaşılmaktadır.
Bunun üzerine temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na 08/05/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; beşinci fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, hükmü getirmiştir.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 44. maddesinde; “Her ne sebep ve surette olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıkları yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malül) denir ve haklarında bu Kanun’un malullüğe ait hükümleri uygulanır” hükmü yer almış, 45. maddesinde; “44. maddede yazılı malullük; a) iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa, b) vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken o işten doğmuş olursa, c) kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla, ç) fabrika, atelye vb. işyerlerinde işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalışma konusunda ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denir” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca, bir kişinin vazife malulü sayılabilmesi için malullüğün, görevin yapıldığı sırada ve ifa edilen görevin tesiriyle meydana gelmiş olması gerekmektedir.
İdari yargılama usulünde “re’sen inceleme” ilkesi geçerli olup, bu husus 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dosyaların incelenmesi” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yaparlar.” kuralına yer verilmek suretiyle ortaya konulmuştur.
Anılan ilke gereğince, idari yargı yerleri uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan her türlü araştırma ve incelemeyi kendiliğinden yapabileceklerinden, taraflarca ileri sürülmemiş ve talep edilmemiş olsa bile, dava konusu işlemin tesisine esas olarak gösterilen hukuki nedenin var olup olmadığını araştırabilecekleri ve dayanağı olan bilgi ve belgeleri taraflardan ve diğer ilgili yerlerden getirterek inceleyebilecekleri kuşkusuzdur.
Bu durumda; Mahkemece, 21/06/2003 tarihinde karakolda .. isimli şahsın çıkarmış olduğu ve müteveffanın kafasına darbe aldığı olayla ilgili olarak herhangi bir idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, müteveffanın önceden beyin kanamasına neden olabilecek bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı, kafasına aldığı darbenin 4 ay 20 gün sonra tıbbi açıdan beyin kanamasına sebebiyet verip veremeyeceği hususları araştırılmak suretiyle; ayrıca dosya kapsamında bulunmayan ve dava konusu işleme dayanak alınan Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 05/06/2014 tarihli raporu da temin edilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.