Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/15694 E. 2015/8914 K. 20.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15694
KARAR NO : 2015/8914
KARAR TARİHİ : 20.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat … ile davalılar … ve diğerleri vekili avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalının avukat olup kendilerine vekaleten Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/193 esas sayılı dosyası ile tazminat davasını takip ettiğini, mahkeme kararı kesinleştikten sonra ilamı icra takibine koyduğunu, 14.4.2004 tarihinde tazminat miktarının tamamını tahsil etmesine rağmen oğlu aracılığıyla 15.000TL ödeyip bu miktar için belge imzalattığını, parayı saydığında bunun da 300TL eksik olduğunu tespit ettiğini, kalan miktarı ödemediğini ileri sürerek, davalının uhdesinde kalan 204.000TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı, tahsil ettiği paranın tamamını davacı tarafa verdiğini, buna ilişkin ibraname düzenlendiğini savunarak davanın reddini dilemiş, davalı . .. yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle davaya mirasçıları dahil edilerek yargılama yapılmıştır.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin genişletilmiş uzmanlar kurulu raporunda, davacının mevcut ve mukayese imzalarının teşhise yeter oranda tanı unsuru içermediği, dolayısıyla davacının mevcut imzasında olduğu gibi basit tersimli, herkes tarafından kolaylıkla yapılabilecek grafik unsurlardan ya da sınırlı sayıda harften oluşmuş imzalarda aidiyet yönünde bir saptamaya gidilemeyeceğinin belirtildiği, davacının kullandığı mevcut imzasının da tanı unsuru içermediği, dolayısıyla davalı tarafça sunulan ibranamelerdeki imzaların davacıya ait olmadığının kabul edilemeyeceği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı avukatın kendilerine vekaleten yürüttüğü tazminat davası sonucu tahsil ettiği miktarın tamamını ödemediğini ileri sürerek, davalının uhdesinde kalan paranın tahsili istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Davalı, tahsil ettiği paranın tamamını ödediğini, buna ilişkin ibraname düzenlendiğini savunmuştur. Mahkemece davacının mevcut imzasının tanı unsuru içermemesi nedeniyle davalı tarafça sunulan ibranamelerdeki imzaların davacıya ait olmadığının kabul edilemeyeceği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı avukatın davacılara vekaleten Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/193 esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıp yürüttüğü, dava sonucu ilamı icra takibine koyup 14.4.2004 tarihinde 168.248,90TL tahsil ettiği hususları dosya kapsamından anlaşılmakta olup esasen bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı vekil tarafından tahsil edilen paraların davacı müvekkillere ödenip ödenmediği noktasındadır. Davanın temeli vekalet sözleşmesidir. Vekil müvekkilin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye mecburdur.(818 sayılı B.K.392-6098 sayılı T.B.K.508. md.) Davalı tahsil ettiği paranın tamamını davacı tarafa ödediğini iddia ettiğine göre bu hususta ispat külfeti davalı taraftadır. Davalı bu kapsamda üç adet ibraname ibraz etmiştir. Davacının ibranameleri kabul etmemesi üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporlarına göre ibranamelerde … adına atfen atılı imzaların şahsı karakterize edecek yeterlilikte ve nitelikte yazı ya da grafik tanı unsuru içermemesi nedeniyle aidiyetinin ve bu meyanda …’nın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği anlaşılmıştır. Kaldı ki ibranameler ödeme miktarı içermediğinden geçersiz olup bu haliyle vekil davalıyı hesap verme borcundan kurtarmadığı gibi davacıları da bağlamaz. Buna göre davalı ibraname ile ödeme savunmasını ispat edememiştir. Öyle olunca mahkemece, davalı vekilin davacı tarafa ödeme yapıp yapmadığına ilişkin varsa diğer delilleri sorulup toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile ispat külfeti ters çevrilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 20.3.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.