Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/4248 E. , 2021/3505 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4248
Karar No : 2021/3505
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…., K:…. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde üçüncü katip olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … Bakanlığının …. tarih ve … sayılı işleminin ve yurtdışı çıkış yasağının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dosyada yer alan bilgi ve belgelerle ara kararı üzerine gelen cevapların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı, Bylock kullandığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, diğer yandan davalı idare tarafından sunulan bilgide davacının “FETÖ/PDY içerisinde en üst düzeyde faaliyet gösteren bir şahısla mahiyeti tespit edilemeyen iltisakı bulunduğunun istihbar edildiği” belirtilmişse de, bu bilgiye dayanak alınan somut herhangi bir delil sunulmadığı, bu durumda davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, irtibatı yahut iltisakına dair hususlar somut bir şekilde ortaya konulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucunda örgütle irtibatlı veya iltisaklı olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davanın yurdışına çıkış yasağı kararına yönelik kısmına gelince; davalı idare tarafından davacı hakkında tesis edilmiş bir yurtdışına çıkış yasağı kararı bulunmadığı, umuma mahsus pasaport tahdidi ve yurtdışına çıkış yasağı işlemlerine karşı … Müdürlüğü’ne karşı Mahkememizin … esas sayılı dosyasına kayden açılan davada … tarih ve .. sayılı karar ile işlemlerin iptaline karar verildiği görülmekle, işbu davada yurtdışına çıkış yasağı işleminin iptali istemi yönünden davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihi olan 03/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davanın yurtdışı çıkış yasağı kararına yönelik kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:.. sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaka ilişkin tespitlerin yer alabileceği birçok kuruma gerçekleştirilen ara kararlara verilen cevabi yazılardan; … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı soruşturması kapsamında alınan 72 şahsa ait olduğu bildirilen … GSM numarasının 01/01/2006-01/01/2016 tarihleri arasındaki ilgili dönemleri kapsayan HTS kayıtları kullanılarak yapılan sorgulamada, davacının ‘Tepe Yönetici İletişimlerinin Kayıtları’ sayfasında birçok kaydının olduğu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında yargılanan sanık Ü.Ö.’nün davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu yönünde beyanları bulunduğu ve hakkında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … sayılı soruşturmanın bulunduğu görülen davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; herhangi bir terör örgütüyle irtibat, iltisak, bağ veya illiyeti bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut herhangi bir bilgi, belge ya da bulgu ortaya konulmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, savunmasının alınmadığı, delil gösterilmediği, darbe girişiminden önce FETÖ/PDY terör örgütünün kumpasına maruz kaldığı, herkes tarafından FETÖ/PDY düşmanı olarak bilindiği, Bakanlığın bilgisi dahilinde gerçekleştirmiş olduğu yüksek lisans eğitimi nedeniyle 2011-2012 yıllarında akademisyen Ö.A. ile yapmış olduğu görüşmelerin ve iftira niteliğindeki tanık beyanının dava konusu işleme dayanak alınamayacağı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılması işleminin Devletin görevi ve vatandaşlarına karşı yükümlülüklerinin gereği, terör örgütleriyle mücadele ve yeni bir darbe girişimini önlemeye yönelik, zorunlu, acil ve orantılı bir tedbir niteliğinde olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Dışişleri Bakanlığı bünyesinde üçüncü katip olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca Dışişleri Bakanlığının 25/07/2016 tarih 2016/3 sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Resmi Belgede Sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık” suçlarından yürütülen soruşturmanın bulunduğu görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksayönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri hakkında “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir” hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından temyiz dilekçesinde; herhangi bir terör örgütüyle irtibat, iltisak, bağ veya illiyeti bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut herhangi bir bilgi, belge ya da bulgu ortaya konulmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, savunmasının alınmadığı, delil gösterilmediği, darbe girişiminden önce FETÖ/PDY terör örgütünün kumpasına maruz kaldığı, herkes tarafından FETÖ/PDY düşmanı olarak bilindiği iddiaları ile birlikte; 2010-2012 yılları arasında Bakanlığın bilgisi ve yönlendirmesi ile Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yüksek lisans eğitimi aldığı, FETÖ/PDY içerisinde en üst düzeyde faaliyet gösteren bir şahısla mahiyeti tespit edilemeyen iltisakının bulunduğu şeklinde davalı idare tarafından öne sürülen ve dava konusu işleme dayanak olarak alınan tespitte bahsi geçen şahsın, söz konusu eğitim döneminde hem yüksek lisans dersine giren hem de anılan Enstitü tarafından yüksek lisans tez danışmanı olarak görevlendirilen Yrd. Doç. Dr. … olduğu, Enstitü yönetimine yazmış olduğu dilekçe ile yüksek lisans tez danışmanı olarak … Bölümü öğretim üyesi Dr. …’yı talep etmesine rağmen Enstitü yönetimince bu talebinin reddedildiği, …. ile olan irtibatının HTS kayıtlarından da anlaşılacağı üzere 2011-2012 yılları arasında Bakanlıkta göreve başladıktan sonra ve yüksek lisans tez dönemi ile sınırlı ve yüksek lisans eğitimi nedeniyle zorunlu gerekçeden ötürü olduğu, 2008 yılında Belarus Cumhuriyeti’nde dil kursuna gittiğini ve burada eğitim aldığı üniversitenin yurdunda kaldığı, 2009 yılında Ukrayna Cumhuriyeti’nde dil kursu eğitiminde yine aynı şekilde eğitim aldığı üniversitenin yurdunda kaldığı, 2009 yılı sonunda Moskova’da sunum gerçekleştirdiği, Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesinden resmi davet aldığı, 2010 yılı Ocak ayında Moskova’ya 1 aylığına yüksek lisans imkanlarını araştırmak için gittiği ve bu süreçte Azeri bir arkadaşının öğrenci evinde kaldığı, söz konusu seyahatlerin pasaport giriş çıkışlarından kolayca anlaşılabileceği, ayrıca Rusya Federasyonu kanunları gereği bu ülkeye aldığınız vizede hangi şehirlerde bulunabileceğinizin yazılı olduğu ve bu şehirler harici şehirlere gitmenin yasak olduğu, Rusya Federasyonundan almış olduğu vizelere bakıldığı takdirde sadece Moskova’da kaldığının görüleceği, bu nedenle Ü.Ö. tarafından hakkında bulunulan beyanların gerçeği yansıtmadığı, öğrencilik döneminde St. Petersburg şehrinde hiç bulunmadığı, adı anılan şahısla hiç bir ortak noktası bulunmadığı ve şahsı tanımadığı iddialarına yer verildiği görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesince davacının Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yüksek lisans eğitimi aldığı dönemde …’nın davacının derslerine giren bir akademisyen olup olmadığı ve aynı zaman da davacının yüksek lisans tez danışmanı olarak görevlendirilip görevlendirilmediği, … ile gerçekleşen görüşmelerin örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği ve tespit edilen iletişim tarihlerinin davacı tarafından beyan edildiği gibi yüksek lisans eğitimi dönemi ile uyumlu olup olmadığı ve … tarafından bahsedilen (Yine Rusya ülkesine ilk geldiği yıllarda) tarih aralığında davacının pasaport giriş çıkışlarından Rusya’da (St. Petersburg) bulunup bulunmadığı ya da bulunmaya hakkının olup olmadığı hususları araştırılarak değerlendirildikten sonra davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan Bölge İdare Mahkemesi tarafından davacı hakkında ceza soruşturmasının devam etmesi hususu ret kararına gerekçe olarak esas alınmış ise de, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının sadece bu haliyle FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, Bölge İdare Mahkemesince; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)
… İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine” yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve varsa ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, … tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.