YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24073
KARAR NO : 2015/33649
KARAR TARİHİ : 19.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca zararlarının karşılanması için idareye başvurduğunu, başvuru neticesinde davalıya 33.112,74TL ödenmesine karar verildiğini, bu kapsamda davalı ile sulhname imzaladıklarını, ancak davalının geç ödeme yapıldığı iddiasıyla faiz alacağının tahsili için icra takibi başlattığını, bakanlıktan istenen ödenek gelince davalıya ödeme yapıldığını, dolayısıyla davalıya herhangi bir borcun bulunmadığını ileri sürerek, davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının 5233 sayılı kanundan doğan zararının davalı idare tarafından geç ödenmesi nedeniyle gecikilen döneme ilişkin faiz alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine borçlu olmadığının tespiti için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının sulhnamenin düzenlendiği tarihten itibaren 3 aylık sürede ödeme yapmayarak temerrüde düştüğü gerekçesiyle bu sürenin dolduğu tarih ile ödeme tarihi arasında hesaplanan yasal faiz miktarı yönünden davacının borçlu olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir. 5233 sayılı kanunun 13.maddesinde sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanacağı düzenlenmiştir. 5233 sayılı kanunun 13.maddesinde belirtilen bu süre düzenleyici bir süre olup alacağı muaccel hale getirir. Ancak davacının temerrüde düşmesi için BK 101.maddesi gereğince ayrıca temerrüt ihtarı gerekir. Davalı, B.K.nun 101.maddesine göre davacıyı temerrüde düşürmemiştir. Davalı, usulünce davacıyı temerrüde düşürmediğinden işlemiş faiz yönünden icra takibinde bulunması yerinde değildir. O halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.