Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/44910 E. 2015/36103 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/44910
KARAR NO : 2015/36103
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmasız, davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ….vekili avukat … ile davacı vekili avukat…’in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, 1.2.1996 tarihinde davalı şirkette pilot olarak işe başladığını, davalı tarafından, ulusal ve uluslararası sivil havacılık kurallarının emredici hükümleri ihlal edilerek uçuş limitlerinin üstünde ve mecburi dinlenme saatlerine uyulmadan uçuşlara gönderildiğini, öte yandan maaş ve uçuş tazminatlarının da zamanında ödenmediğini, ödense de taksitler halinde ödendiğini, ek görevlerinin ücretlerinin ve yurt içi harcırahlarının ödenmediğini, bu şekilde kendisi için çekilmez hal yaratan sözleşmeyi, 11.4.2005 tarihli ihtarname ile haklı nedenlerle feshettiğini, haklı fesih nedeniyle sözleşmenin 10. maddesinde yer alan cezai şartın hukuka aykırı ve haksız olduğunun ve borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, kaldı ki, davacının haklı fesih sebeplerini öğrendiği andan itibaren uygun bir süre içinde iş akdini feshetmesi gerektiğini, sözleşmenin tarafların hür iradesi ile imzalandığını, ücretlerin şirketin nakit akışına göre iki ayrı partide ödendiğini, davacının başka işe başlamak amacıyla akdi feshettiğini, iyiniyetli olmadığını, fesih sebeblerinin de dayanaksız, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak 20.000TL. cezai şarttan dolayı borçlu olmadığının tesbitine, geri kalan 21.596,55 TL. den borçlu olmadığına dair davacının talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının 1.2.1996 tarihinde davalı şirkette pilot olarak göreve başladığı, 11.4.2005 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, azami uçuş sürelerine uyulmadığını, maaş ve tazminatlarının eksik ödendiğini vb. nedenlerle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini bildirmiş, davalı ise feshin haksız olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve davacının imzalamış olduğu sözleşme hükümleri nedeniyle davalıya karşı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Anılan sözleşmenin 10/c maddesinde, ücretlinin işten ayrılmak istediği takdirde sözleşme bitim tarihinden en az 3 ay önce işverene durumu yazı ile bildirmek suretiyle feshedebileceği, …ücretlinin buna riayet etmemesi halinde son almış olduğu ücret ve uçuş tazminatının 5 katı tutarını tazminat olarak talep edebileceği, düzenlemesi getirilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemiz bozma ilamı ile; davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun kabulü açıklandıktan sonra, sözleşmenin 10/c maddesinde düzenlenen ceza-i şartın değerlendirilmesi hususunda da ” Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 161/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Hal böyle olunca hakimin BK. 161/son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir. Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır. Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir ” açıklaması yapılmıştır.
Mahkemeece direnme kararı verilmiş ve direnme kararı HGK’nun 27.3.2013 gün,…sayılı ilamı ile bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma kararı gereğince bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Mahkemece bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bozma kararına uyan mahkemenin artık bozma ilamı doğrultusunda işlem yapmak yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin 10/c maddesi gereğince davacı tarafın feshinin haksızlığı nedeni ile davalının talep edebileceği miktar belirlenmeli ve yukarıda açıklanan bozma ilamı gereğince indirim koşulları tartışılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, ne şekilde bulunduğu açıklanmadan , eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın taraflar yararına bozulmasına, 2. Bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 341,55 TL. harcın davalıya, 200,20 TL harcın davacıya iadesine, 10/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.