YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18113
KARAR NO : 2015/8948
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …vekili avukat . .. ile davacı vekili avukat …’un gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 30/10/2009 tarihinde, … plakalı .. marka, .. .. tipi, 2010 model aracı, KDV dahil 23.504,10 TL bedel ile satın aldığını, 16/08/2010, 06/10/2010, 31/01/2011 ve 16/05/2011 tarihlerinde klima arızasıyla servise götürüldüğünü, aracın gizli ayıplı olduğunu, araç 6.500 km de iken yağ ikaz lambasının yanması üzerine yetkili servise götürüldüğünü, davalıların 16/05/2011 tarihli başvuruda, klima ile birlikte arızalı olan kornanın çalmamasını önden hafif çarpmaya bağladığını gören davalının bunu bahane ederek klimanın tamirini reddettiğini, müvekkilinin aracın tamirinin mümkün olmadığını, aracın gizli ayıplı olduğunu anladığını, 4077 sayılı kanuna atfen ihtarname ile davalılardan gizli ayıplı aracın bedelini talep ettiğini belirterek dava konusu aracın bedelini temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın davalıya iade edilerek 23.004,00 TL.nin iade tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek Mahkemece, gerekçe kısmında aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle aracın davalılara iade edilerek bedelin davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak hüküm kısmında aracın satış bedeli 23.504,10 TL olduğu halde 23.004,00 TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, aradaki 500,00 TL farkın neden kaynaklandığı konusunda gerekçede her hangi bir açıklama yer almadığı bu hali ile gerekçede tefhim edilen hükme aykırı hüküm kurularak gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 393,00 TL. harcın Davalılara iadesine, 23/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.