Danıştay Kararı 12. Daire 2018/5588 E. 2021/5418 K. 08.11.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/5588 E.  ,  2021/5418 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5588
Karar No : 2021/5418

TEMYİZ EDEN TARAFLAR
I- (DAVACILAR): 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLLERİ : Av. …

II- (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ..

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Geçici köy korucusu iken 10/10/1995 tarihinde terör örgütü mensuplarınca şehit edilen …’nın mirasçıları olan davacılar tarafından; murislerinden dolayı 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca 5434 sayılı Kanun’a göre kendilerine bağlanan dul ve yetim aylığının kesilerek, yersiz ödenen aylıkların geriye dönük olarak 01/06/2007 tarihinden itibaren faiziyle birlikte borç çıkarılmasına ilişkin 12/07/2010 tarihli işlemin iptali ile kesinti yapılan tutarın kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Danıştay Onbirinci Dairesinin 08/03/2017 tarih ve E:2017/1123, K:2017/2465 sayılı usule ilişkin bozma kararına uyulmak suretiyle, dava konusu işlemin davacılara murislerinden dolayı 2330 sayılı Kanun uyarınca 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan dul ve yetim aylığının kesilmesine ilişkin işlem yönünden; 2330 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre, davacıların murislerinin bağlı olduğu sosyal güvenlik mevzuatı olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre ölüm aylığının kendilerine %25 artırılarak dul ve yetim aylığı olarak bağlanması gerektiğinden, 2330 sayılı Kanun’a göre bağlanan dul ve yetim aylıklarının kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; kesilen aylığın kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanan yersiz ödemelerin geriye doğru en fazla beş yıllık süre için borç çıkarılabilmesinin mümkün olduğu, mevzuata aykırı olarak aynı anda davacılara iki aylık ödenmesinde yeterince araştırma yapmayan idarenin kusuru olduğu anlaşılmakla, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre davacılara borç çıkarılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin 2330 sayılı Kanun uyarınca dul ve yetim aylığının kesilmesine yönelik kısmı yönünden davanın reddine, işlemin 2330 sayılı Kanun uyarınca bağlanan dul ve yetim aylığın 01/06/2007 tarihinden itibaren yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların borç çıkarılmasına ilişkin kısmının iptali ile kesinti yapılan tutarın kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davacılar tarafından; her iki aylığın birlikte ödenmesine engel bir düzenleme bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
2- Davalı idare tarafından; İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kısmen gerekçesinin değiştirilerek onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Köy korucusu olan davacılar murisinin, 10/10/1995 tarihinde bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen saldırı sonucunda şehit edilmesinden dolayı, 15/10/1995 tarihinden itibaren 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 5434 Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca davacılara dul ve yetim aylığı bağlanmıştır.
Murisin, sigorta kaydının bulunması ve davacılar tarafından askerlik borçlanması yapılması suretiyle, davacılara 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca 01/06/2007 tarihinden itibaren ayrıca dul ve yetim aylığı bağlanmıştır.
Dolayısıyla, 01/06/2007 tarihinden itibaren davacılara hem 5434 sayılı Kanun’a hem de, 506 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylık 2330 sayılı Kanun uyarınca %25 artırımlı olarak ödenmeye başlamıştır.
Daha sonra bu durumun idarece tespit edilmesi üzerine, tesis edilen 12/07/2010 tarihli dava konusu işlem ile her iki aylık kesilerek, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ikinci aylığın ödenmeye başladığı 01/06/2007 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun’a göre ödenmiş olan aylıklar faiziyle birlikte davacılar adına borç çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, davacılar tarafından iş mahkemesinde dava açılmıştır.
Adli yargıda açılan söz konusu davada, … İş Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davanın kabulüne, şehit aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline ve kesilen aylıkların kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, Sosyal Sigortalar Kurumunca ödenen aylıkların ise davalı Kuruma iadesine karar verilmiştir.
Söz konusu karar, Yargıtay … Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; uyuşmazlığın, davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca bağlanan şehit aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptaline ilişkin kısmının çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, bu hususta Mahkemece hak sahiplerine şehit aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali için idari yargıda dava açmaları için önel verilip, sonucu beklenerek, dava sonucuna göre davacıların Sosyal Sigorta Kurumundan bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığı hususları değerlendirilerek istek hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, bozulmuştur.
İş Mahkemesince, Yargıtayın bozma kararına uyulmak suretiyle, davacılara, Kurum işleminin iptali için idari yargıda dava açmak üzere yetki ve süre verilmiştir.
Bu yetki üzerine, davacılar tarafından, Emekli Sandığınca bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geriye dönük olarak faiziyle birlikte borç çıkarılması işleminin iptali ile kesilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
442 sayılı Köy Kanunu’nun 74. maddesinin dördüncü fıkrasında, geçici köy korucularının (maddede geçen “geçici köy korucusu” ibaresi 03/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesiyle “güvenlik korucusu” olarak değiştirilmiştir) görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Aylık bağlanması” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun kapsamına girenlerden;
a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, % 25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.” hükmüne, ikinci fıkrasında da “… Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. …” kuralına yer verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na 08/05/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartlara haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; beşinci fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; onikinci fıkrasında ise, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı kurallarına yer verilmiştir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 121. maddesinde yer alan, “Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştay’da dava açabilir. Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir.” kuralına dayanılarak hazırlanan ve 02/10/1998 tarih ve 23481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce İlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz Olarak Yapılan Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, “İlgililerin kusurlu davranışı bulunmadan Sandığın hatalı işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden dolayı ilgililer adına çıkartılan borç, varsa her çeşit birikmiş istihkaklarından kesilir. Bakiye borç kalırsa bu miktar borçlunun aylığından 1/4 nisbetinde kesinti yapılarak tahsil edilir.
Bu madde uyarınca hesaplanan ve tahsil edilen borçlar için faiz tahakkuk ettirilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmelik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 27/09/2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 18. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı 10. maddesinin ikinci fıkrasında, “Kurumun hatalı işlemlerden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için de bir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir. Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesi sırasında her hangi bir faiz hesaplanmaz.” düzenlemesi getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacılara, 5510 sayılı Kanun’a 5754 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 4. maddenin yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak Sandıkça aylık bağlandığı açık olduğundan, yukarıda anılan mevzuat uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre karar verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Emekli Sandığı tarafından, şehidin dul ve yetimleri olan davacılara 5434 sayılı Kanun’a göre 2330 sayılı Kanun uyarınca %25 artırımlı olarak dul ve yetim aylığı bağlandığı, bu aylık ödenmekte iken, daha sonra davacılara, murislerinin sigorta kaydı nedeniyle, askerlik borçlanması kapsamında 01/06/2007 tarihinden itibaren ayrıca Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Kanun’a göre 2330 sayılı Kanun uyarınca %25 artırımlı olarak aylık bağlandığı, dolayısıyla bu tarihten itibaren 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylığın kesilerek, davacılara artık 506 sayılı Kanun’a göre aylık ödenmesi gerekirken, her iki aylığın aynı zamanda ödendiğinin anlaşılması üzerine, 5434 sayılı Kanun’a göre ödenmekte olan aylıkların kesilerek, 5434 sayılı Kanun’a göre 01/06/2007 ilâ 07/09/2010 tarihleri arasında ödenmiş olan aylıkların geriye dönük olarak faizleriyle birlikte borç çıkarıldığı görülmüştür.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, Sandıktan dul ve yetim aylığı almakta iken, 01/06/2007 tarihinden itibaren davacılara sosyal sigortalar kurumu mevzuatına göre aylık bağlandığı ve %25 artırılarak ödendiği dikkate alındığında, artık bu tarihten itibaren davacılar sosyal sigortalar mevzuatına tabi olacağından, Sandık tarafından bağlanan aylığın kesilerek, Sandığın hatalı işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerin en fazla beş yıl geriye dönük olarak ilgililer adına borç çıkarılacak ve bu borçlar için faiz tahakkuk ettirilmeyecektir.
Ayrıca, 506 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanıldığı, 5434 sayılı Kanun’a göre ödenen aylığın kesilmesi işleminin hukuka uygun olduğunun yukarıda tespit edilmiş olması nedeniyle, davacıların parasal herhangi bir kaybından söz edilemeyeceği de açıktır.
Öte yandan, her ne kadar davalı idare tarafından, davacılara 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca borç çıkarılmış ise de, dava konusu işlemde geriye dönük olarak üç yıllık süre için borç çıkarıldığı ve tütün ikramiyelerinin de ödenmeye devam edildiğinin belirtildiği dolayısıyla, borç tutarı içerisinde anılan unsurun yer almadığı anlaşılmakla, işlemde farklı mevzuatın belirtilmiş olmasının işlemi sakatlamayacağı sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla, dava konusu işlemin, Sandık tarafından 2330 sayılı Kanun’la artırılarak 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylığın kesilmesine ve 01/06/2007 tarihinden itibaren yersiz olarak ödenen dul ve yetim aylıklarının davacılara borç çıkarılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin geriye dönük olarak davacılardan faiz istenilmesine ilişkin kısmında ise, hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin davacılardan geriye dönük olarak faiz istenilmesine ilişkin kısmının iptaline ilişkin bölümü ile Sandık tarafından 2330 sayılı Kanun’la artırılarak 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin bölümünde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Kararın, dava konusu işlemin borç çıkarılmasına ilişkin kısmının iptali ile yapılan kesintinin kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin bölümünde ise hukuki isabet bulunmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin geriye dönük olarak faiz istenilmesine ilişkin kısmının iptali, Sandıkça 2330 sayılı Kanun’la artırılarak 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin davacılar adına faizsiz olarak borç çıkarılmasına ilişkin kısmının iptaline ve kesilen aylıkların kesinti tarihinden itibaren işletecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.