Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/11014 E. 2014/9821 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11014
KARAR NO : 2014/9821
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Cumhuriyet Savcılarının nezdinde görev yaptıkları Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5271 sayılı CMK’nın 260/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi uyarınca tefhimden itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru hakkı mevcut iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3. maddesi ile 01.01.2014 tarihine kadar Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalara Cumhuriyet savcısının bulunmayacağı, ancak verilen hükümlere karşı kanun yollarına başvurabilmesi amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği hüküm altına alınmıştır. Bu açık yasal düzenlemeler uyarınca, Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı hükümlerin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği tarihten itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru haklarının bulunduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, …. 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27/09/2012 tarihli hükme ilişkin O Yer C. Savcısının temyiz tarihinin başlangıcının belirlenmesi açısından, hükmün hangi tarihte görüldüğü belli olmadığından O Yer C. Savcısının temyiz itirazının süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5271 Sayılı Yasanın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı kabul edilerek yapılan incelemede;
10/10/2006 tarihli karar ile sanığın 1.200,00 TL. Adli para cezası ile cezalandırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, hükmün 24/04/2007 tarihinde kesinleşmesinden sonra 18/07/2008 tarihinde yeni suç işlendiği ve bu suçtan mahkumiyetinin kesinleştiği belirlenerek;
Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 55/3. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 66/1-e, 66/2, 67/4.maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Kanunun 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 5237 sayılı Kanun hükümlerinin suça sürüklenen çocuk yararına olması ve suçun işlendiği 24/12/2002 gününden karar tarihine kadar aynı Kanunun 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık sürenin geçmiş bulunduğu gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle BOZULMASINA, Ancak, bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının 5271 Sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.