YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7066
KARAR NO : 2014/13417
KARAR TARİHİ : 08.12.2014
Esas No : 2014/7066
Karar No : 2014/13417
Tebliğname No : KYB – 2014/230640
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık R.. G.. hakkında Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 15.07.2013 tarihinde 2013/610 esas ve 2013/677 karar sayı ile verilen kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.06.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece sanığın TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
“Dosya kapsamına göre,
1- Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/07/2013 tarihli ve 2013/610 esas, 2013/677 sayılı kararı ile verilen kararın gerekçe kısmında sanık hakkında sadece denetimli serbestlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de. hüküm fıkrasında sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde.
2- 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezasın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran sanık hakkında tedaviye hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.» denilerek, belirtilen kararının bozulması istenmiştir.
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin değiştirilmiş olması karşısında; Mahkemece, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirmesi mümkün görülmüştür.
(1) numaralı bozma düşüncesi benimsendiğinden, «kabule göre» ileri sürülen (2) numaralı bozma isteği inceleme konusu yapılmamıştır.
Somut olayda, Mahkemece kararın gerekçe bölümünde sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği belirtilmiş ise de, kararın hüküm fıkrasında sanığın TCK’nın 191. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbar yazısında ileri sürülen (1) numaralı bozma düşüncesi yerinde olduğundan; Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15.07.2013 tarihli 2013/610 esas ve 2013/677 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, kararın davanın esasını çözmediği ve güvenlik tedbiri niteliğinde olduğu anlaşıldığından, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.