YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9727
KARAR NO : 2014/13783
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
Esas No : 2014/9727
Karar No : 2014/13783
Tebliğname No : KYB – 2014/262356
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanıklar M.. G.., H.. Y.., V.. T.. ve H.. G.. hakkında Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 07.11.2012 tarihinde 2012/159 esas ve 2012/1222 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.07.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verileceği, aksi halde davaya devam olunarak hüküm verileceğinin ihtarına, sanıklar hakkında hapis cezası uygulanması durumunda TCK’nın 62. maddesi uyarınca verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanıkların denetimli serbestlik tedbirine uymamaları halinde TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca takdir olunan 10 ay hapis cezasının TCK’nın 50. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca adli para cezasına dönüştürülerek, aynı Kanun’un 52. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının günlüğü 20 TL’den hesaplanarak 300 gün adli para cezası karşılığı 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve cezanın derhal infazına başlanmasına hükmolunmuştur.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
«Dosya kapsamına göre,
1- 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyancı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, uyuşturucu madde kullanmış olan sanıklar hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yerine, yasal gerekçe gösterilmeden hapis cezası ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde,
2- Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi gereğince uygulanan temel ceza belirlenmeden, 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesine göre indirim yapılmak suretiyle ayrı ayrı 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61/1. maddesine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesinin 232/6. maddesine aykırı olacak şekilde verilecek temel ceza miktarının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmemiş olunmasında,
3- Mahkemece hükümler kurulurken gerekçe kısmında, sanıklar hakkında ceza ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği belirtilip, hüküm fıkrasında ise hapis cezasına
hükmedilmeden doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilip, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 5. fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verileceği, aksi halde davaya devam olunarak hüküm verileceği belirtildikten sonra, hapis cezası uygulanması durumunda anılan Kanun’un 62. maddesi uyarınca verilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hapis cezasının aynı Kanun’un 50 ve 52. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği dikkate alınarak hükmün karıştırılmasında,
İsabet görülmemiştir.» denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin değiştirilmiş olması karşısında; Mahkemece, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, sanıkların hukukî durumunun yeniden değerlendirmesi mümkün görülmüştür.
(2) ve (3) numaralı bozma düşüncesinin benimsenerek, aşağıdaki şekilde karar verilmesi nedeniyle, kabule göre ileri sürülen (1) numaralı bozma düşüncesi inceleme konusu yapılmamıştır.
19.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, seçenekli uygulamalar öngörülmüştür.
Mahkemece TCK’nın 191. maddesindeki seçeneklerden biri tercih edilirken, yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi, gerekçenin sanığın kişilik özellikleri, davranışları ve mahkemenin gözlemine dayanması gerekmektedir.
Mahkemece gerekçe gösterilmiş ise gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı olağan yasa yolu incelemesinde denetlenebilir ise de, olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma isteği üzerine denetlenemez. Ancak Mahkemece hiç gerekçe gösterilmemiş ise bu durum kanun yararına bozma konusu yapılabilir. Diğer yandan, açıkça yasaya aykırı olan veya kendi içinde çelişen bir gerekçe, gerekçe sayılmaz.
Somut olayda; Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanıklar hakkında, hükümlerin gerekçe kısmında, sanıklar hakkında ceza ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği belirtilip, hüküm fıkrasında ise hapis cezasına hükmedilmeden doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilip, TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verileceği, aksi halde davaya devam olunarak hüküm verileceği belirtildikten sonra, temel hapis cezası belirlenmeden, hapis cezası uygulanması durumunda TCK’nın 62. maddesi uyarınca verilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hapis cezasının TCK’nın 50 ve 52. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle hükmün karıştırılması yasaya aykırı olup, (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma isteği bu nedenle yerinde görüldüğünden; Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 07.11.2012 tarihli 2012/59 esas ve 2012/1222 karar sayılı hükümlerinin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılarak, sonucuna göre gereken hükmün verilmesi için, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.