Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/9723 E. 2014/13803 K. 22.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9723
KARAR NO : 2014/13803
KARAR TARİHİ : 22.12.2014

Esas No : 2014/9723
Karar No : 2014/13803
Tebliğname No : KYB – 2014/263942

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükümlü M.. B.. hakkında İstanbul Anadolu 12. (Kapatılan Üsküdar 2.) Asliye Ceza Mahkemesi’nce 06.12.2011 tarihinde 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayı ile verilen yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin ek kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.07.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlü M.. B.. hakkında;
a) Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 27.06.2002 tarihinde 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayı ile verilen 765 sayılı TCK’nın 404/2. ve 647 sayılı Kanun’un 4. maddeleri gereğince 1.423.656.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin hükmün kesinleştiği,
b) Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 04.10.2010 tarihinde 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayılı ek karar ile hükümlünün erteleme süresi içerisinde 03.07.2003 tarihinde suç işlediği, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 2003/758 esas ve 2005/1572 karar sayı ile hükümlü hakkında 4 ay hapis cezası verildiği gerekçesi ile Mahkeme’ce 27.06.2002 tarihinde 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayılı tecilli ilamın aynen infazına, hükümlü hakkındaki 1.423.656.000 TL ağır para cezasının 1.423 TL adli para cezası şeklinde düzeltilmesine ilişkin kararın kesinleştiği,
c) İnfaz aşamasında 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın hükümlü hakkında uygulanan maddelerinin karşılaştırılarak lehe olan düzenlemenin belirlenmesi yönünden Cumhuriyet savcılığınca yapılan başvuru üzerine, Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu 06.12.2011 tarihinde 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayılı ek karar ile yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;
«Dosya kapsamına göre,
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinden karar verilmesinde
2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilebileceği ve bu kararın da sanık lehine olacağının gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.» denilerek, Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.12.2011 tarihli ek kararının bozulması istenmiştir.
28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin değiştirilmiş olması karşısında; Mahkemece, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, hükümlünün hukukî durumunun yeniden belirlenmesi mümkün görülmüştür.
(1) numaralı bozma düşüncesinin benimsenerek, aşağıdaki şekilde karar verilmesi nedeniyle, kabule göre ileri sürülen (2) numaralı bozma düşüncesi inceleme konusu yapılmamıştır.
5252 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasında, 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği öngörülmüş ise de, somut olayla ilgili olarak, 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığından, duruşma açılması gerekirken, duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu karar verilmesi yasaya aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde olduğundan; Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.12.2011 tarihli 2001/2262 esas ve 2002/692 karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli kararın verilmesi için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.