YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14426
KARAR NO : 2014/4492
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ : ALANYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2003/228-2012/1026
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 tarih ve 2003/228-2012/1026 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar Nazmi ve şirket vekili ile temlik alan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada davalı Koll. Şti’nin müvekkilinin eşi ile davalı Nazmi tarafından 10/04/1990 tarihinde kurulduğunu, eşini vefatı üzerine, hisselerini müvekkiline geçtiğini, davalı şirketin ana sözleşmesinin 5. maddesinde şirketin müddetinin tescil ve ilandan itibaren 10 yıl olduğunun, sürenin bitiminden itibaren 30 gün önce ortaklar feshi yazılı olarak ihbar etmedikleri takdirde mukavelenin kendiliğinden bir yıl temdit etmiş sayılacağının hükme bağlandığını, bu sürelerin 12/04/2001 tarihinde dolduğu için bu tarihte kendiliğinden feshedilmiş sayıldığını, bu iddialarının kabul edilmemesi halinde de şirketin feshi için haklı sebeplerin bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin kendiliğinden feshedildiğinin tespitine, aksi takdirde haklı sebeple feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davalarda da, şirketi temsile yetkili olan davalı Nazmi’nin şirketin iştigal konusuna girmeyen işlemler yaptığını, ayrıca
Şirketin fesih olduğunu, bu nedenle davalı Nazmi’nin davalı Nurfan’a ve davalı Hamdullah’a verdiği şirkete ait çekler nedeniyle müvekkilinin ve … Kollektif Şirketi’nin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, alacağın %40’ı oranında tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket cevap vermemiştir.
Davalı N.. R.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Temlik alan M.. E.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dava bakımından, davalı şirketin kuruluşunun ve tescilinin 24/05/1990 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, buna göre şirketin süresinin 25/05/2001 tarihinde sona erdiği gerekçesiyle davalı şirketin fesih olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, birleşen davalar bakımından ise, bu davalara konu alacaklarla ilgili icra takibine dayanak yapılan çeklerin asıl borçlu gözüken .. Kollektif Şirketi tarafından fesih olduğu tarihten sonra düzenlendiği, M.. E.. vekilinin davalı N.. R.. aleyhine açtığı başka bir davada davalı Nazmi’nin borcuna karşılık verdiği çekleri ödemediğinin anlaşıldığı, bu nedenlerle icra takibine konu edilen alacaktan davacı ve şirketin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulü ile davacı ve ..Kollektif Şirketi’nin Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2003/3923 esas sayılı dosyasıyla takibe konulan çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar Nazmi ve şirket vekili ile temlik alan vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, şirket ana sözleşmesinde gösterilen sürenin dolması nedeniyle kollektif ortaklığın sona erdiğinin tespiti, olmadığında haklı nedenle fesih istemine, birleşen davalar ise sürenin son bulmasından sonra gerçekleşen borçlanmalardan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan TTK’nın 185/1. maddesi uyarınca, kollektif şirketler, 195. madde hükmü mahfuz olmak üzere BK’nın 535 ve 536 maddelerinde ve aynı maddede 5 bent halinde sayılan sebeplerle infisah eder. 818 sayılı BK’nın 535. maddesinin ilk fıkrasının 5. bendinde ise, şirketin, tayin edilen müddetin hitam bulmasıyla son bulacağı hüküm altına alınmıştır. Fakat ortaklar açıkça veya zımnen ortaklığın devamını kararlaştırabilirler. Aynı yasanın 536/2-3. maddesi gereğince ise, mukavelede muayyen müddetin hitamından sonra zımnen devam etmekte olan şirket, gayri muayyen bir müddet için tecdit edilmiş sayılır.
Somut olayda, davalı şirket ana sözleşmesinde yazılı olan 11 yıllık süre 10/04/2001 tarihinde dolmuş ise de, bu tarih itibariyle davacı da ortak olmasına rağmen ortaklığın feshini ihbar etmemiş ve şirket o tarihten dava tarihine kadar faaliyetine devam etmiştir. Bu durumda mahkemece BK’nın 536/2. maddesi gözden kaçırılarak şirketin 11 yıllık sürenin sonunda feshedildiğinin tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca şirket faaliyetine devam etmiş olması nedeniyle borçlanma ehliyetine de sahip olup davacının menfi tespit isteminin bu gerekçeyle kabulü doğru olmadığı gibi, menfi tespit davasının değeri gözetildiğinde tanık dinlenilmesi mümkün olmadığından diğer dosyadaki tanık beyanına göre borçlanmaların davalı Nazmi’nin kendi borcuna ilişkin olduğu yönündeki
mahkeme kabulu de doğru bulunmamıştır. Öte yandan, davacı Emine aleyhine icra takibi olması nedeniyle dava açmakta hukuki yararı bulunmakta ise de, şirket adına bu aşamada dava açmakta hukuki yararı da bulunmamaktadır.
Bu durumda asıl davadaki ilk istemin reddi gerektiğinden, terditli istem yönünden davanın incelenmesi ve birleşen davalarda ise davacının icra takipleri nedeniyle borçlu olup olmadığının esastan incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle temyiz edenler yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar N.. R.. ve şirket vekili ile temlik alan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün N.. R.. ve şirket vekili ile temlik alan vekili yararına BOZULMASINA, ödekleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.