YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14841
KARAR NO : 2014/3935
KARAR TARİHİ : 03.03.2014
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/06/2013
NUMARASI : 2011/112-2013/96
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.06.2013 tarih ve 2011/112-2013/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Kamil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, mobilya sektöründe faaliyet gösteren müvekkiline ait tescilli 2010/05004, 2010/05009 nolu tasarımların davalı tarafından taklit edildiğini, kendi tasarımıymış gibi www.collection.com internet adresinde yayınladığını, taklit olarak ürettiği mobilyaları daha ucuz fiyatlarla sattığını, böylece müvekkilinin isminin zedelendiğini ve zarar gördüğünü ileri sürerek tasarıma tecavüzün giderilmesini, tecavüzlü ürünlerin toplanmasını, imhasını, ilan yapılmasını, 100.000 TL maddi ve manevi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle yetki itirazında bulunarak davalının ikametgahı olan İnegöl Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu ileri sürmüş, esasa ilişkin olarak da, açılan davanın haksız olduğunu, söz konusu üretimle ilgili olarak müvekkili davalının tasarım tescil başvurusu yaptığını, müvekkilinin ürettiği ürünlerin davacı tasarımları ile karşılaştırıldığında, dilekçesinde belirttiği üzere pek çok noktada farklılık arz ettiğini ve istenen tazminatların fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait tasarımlara belirgin benzer ürün üreterek satma, satışa sunma eyleminin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile giderilmesine, 10.000 TL maddi tazminatın ve 15.000 TL manevi tazminatın tecavüzün başladığı anlaşılan 21/09/2010’dan işleyen ticari faiziyle davalıdan tahsil edilerek, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin saklı kalmasına, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, endüstriyel tasarıma tecavüzden ve haksız rekabetten kaynaklan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde tescilli 2010/5004 ve 2010/5009 tescil numaralı endüstriyel tasarımların sahibi bulunduğunu, davalının koruma altında bulunan bu ürünlere tecavüzde bulunarak taklit ettiğini ileri sürmüş, mahkemece de yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, talimat ile yapılan keşif ve sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacıya ait endüstriyel tasarım tescil belgesine konu yemek ve yatak odası takımlarının davalının işyerinde taklit edilmek suretiyle teşhir edildiği belirlenmiş, bu rapora itiraz üzerine alınan bilirkişi kurulu raporunda da, davacının 5004 ve 5009 nolu tasarımları ile davalının işyerinde bulunan mobilyalar karşılaştırıldığında, davlanın iş yerinde bulunan mobilyalar ile davacı tasarımlarından 5004/1.1., 3.1. ve 4.1.’in benzer oldukları, 5004/2.1’in farklı olduğu, yine 5009/1.1. ve 5.1’in benzer, ancak 5009/ 2.1., 3.1., 4.1. ve 6.1.’in farklı olduğu belirlenmiştir. Alınan ilk raporda ayrıntılı bir inceleme yapılmadığı gibi itiraz üzerine alınan raporda da davalının itirazları karşılanmamıştır. Bu nedenle mahkemece, dava konusu mobilya takımlarının parça parça satılıp satılmadığının belirlenmesinin ardından, bir bütün halinde davacının tasarımları ile davalının işyerinde bulunan mobilya takımlarının karşılaştırılması, tecavüz bulunup bulunmadığının ayrı ayrı belirlenmesi ve davalının itirazları da karşılanacak şekilde yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davacının maddi tazminata esas talebi KHK’nın 52/a maddesine göre, tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, tasarım hakkı sahibinin tasarımı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre hesap yapılmasıdır. Bu durumda davalının tecavüzü olmasaydı davacının elde edilebileceği menfaatin hesabı gerekmektedir. Oysa mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının tecavüze konu dönemdeki brüt mal satış karının davacının yoksun kaldığı muhtemel kârı oluşturduğu yönünde yanlış bir değerlendirmede bulunulmuş ve mahkemece bu şekilde yapılan hesap sonucu belirlenen rakama göre hüküm kurulmuştur. Bu şekilde, davacının talebine uygun olmayan bir hesap tarzına göre karar verilmesi doğru bulunmadığı gibi, mahkemenin, davalının tecavüzünün 21/09/2010’da başladığı yönündeki tespiti de doğru bulunmamış, hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.