YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15327
KARAR NO : 2014/4032
KARAR TARİHİ : 04.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2012
NUMARASI : 2011/528-2012/1196
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 tarih ve 2011/528-2012/1196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %30 hisseli ortağı iken şirket müdürü olan diğer ortak davalı M.. E..’na tüm hisselerini sattığını, hisse satışı sonrası müvekkilinin şirket defterlerinde yaptırdığı incelemede davalı ortağın şirket öz varlığından kendi şahsına ödemeler ve usulsüz harcamalar yaptığını tespit ettiğini ileri sürerek, yapılan usulsüz harcama ve gizlenen ödemeler kapsamında müvekkilinin hisse oranına isabet eden şimdilik 200.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının şirkette halen ortak olduğu düşüncesi ile dolaylı zararın kendisine ödenmesi şeklinde talepte bulunamayacağı gerekçe gösterilmek sureti ile dava reddedilmiş ise de, sene sonu iş yoğunluğu nedeni ile davacının hissesini davalı ortağa sattığının atlandığı, kısa karara yazılan ret gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının kendisi için talepte bulunabileceği, davacının, davalı şirketin limited şirket olup 3 ortağı bulunması nedeniyle dava dilekçesinde belirtilen hususlar mevcut ise satış sırasında bilmesi ve buna göre hissesini sattığının kabulü gerekli ise de, kısa karar ret gerekçesiyle birlikte yazıldığından ve kısa karar gerekçeli karar ile değiştirilemeyeceğinden, kısa karara aynen yer verildiği gerekçesiyle, istenen zararın dolaylı zarar olduğu, bu durumda davacının bu zararın davalı idareci ortak M.. E..’ndan tahsili ile diğer davalı olan şirkete verilmesine şeklinde istekte bulunması gerekirken davacı doğrudan doğruya kendisi için istekte bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 388 vd. ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren HMK’nın 297 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gereklidir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Zira, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması, birbirlerine uygun olması esastır.
Somut olayda, kararın hüküm kısmında istenen zararın dolaylı zarar olması nedeniyle davacının, zararın davalı idareci ortaktan tahsili ile diğer davalı şirkete verilmesini istemesi gerekirken doğrudan doğruya kendisi için istekte bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirtilmişken, gerekçede, davacının kendisi için talepte bulunabileceği, davacının hisse satışı sırasında belirtilen hususlar mevcutsa bilmesi ve buna göre hissesini satması gerektiği ifade edilmiş olmakla, gerekçe ile hüküm birbiriyle çelişmiştir. Bu nedenle, mahkemece çelişki içermeyen ve gerekçe ile hükmün uyuştuğu yeni bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.