Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/11370 E. 2014/4205 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11370
KARAR NO : 2014/4205
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 2010/17-2012/294

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 tarih ve 2010/17-2012/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Münüse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1996’da bestelediği “iftira-eski gavur yolu” isimli müzik eserinin davalılar tarafından “Sevenler Hatırına” adlı kasette sözleri değiştirilerek bestecisi A.. Y.. gösterilerek aynen kullanıldığını öne sürerek telif haklarına teavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesini, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan reeskont faiziyle birikte tahsili ve hükmün ilanını istemiştir.
Davalı Y.. G.. vekili, Trabzon Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, H.. A..’ın seslendirdiği “Sevenler Hatırına” isimli albümü 12/05/2008’de piyasaya sürdüklerini, H.. A..’ın söz ve müziğin sahibi olarak kendilerine izin verdiğini, daha sonra albüm piyasaya sürüldükten sonra eser sahibi olduğunu iddia eden A.. Y..’dan da izin alındığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı H.. A.., davanın reddini, bestenin davacıya ait olmadığını savunmuştur.
Davalı A.. Y.. cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan deliller,benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait “iftira-eski gavur yolu” isimli eserin sözleri değiştirilerek bestesinin aynen alınmak suretiyle davalılar tarafından “Bu akşam” isimli eserin meydana getirildiği ve davalıların albümünün piyasaya daha sonra sunulduğundan bu durumun intihal oluşturduğu, eserin sekvens (basamak melodi) bir müzik motifiyle bestelenen basit ve kolay denebilecek bir yapıda olduğu anonim olmadığı, davacının eserinin notalarının aynen daha önce başka anonim eserlerde mevcut olduğuna dair somut nota sunulmadığı,İntihal nedeniyle bilirkişilerce sadece beste (müzik) dikkate alınarak hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması uygun bulunduğu, davalı sözleri kullanmadığından sözler için bulunan tazminata hükmedilmeyeceği, davacıya ait eserin izinsiz kullanımı ve besteci olarak davalının isminin belirtilmesi nedeniyle FSEK’nin 14. maddesi gereğince davacının manevi haklarının da ihlal edildiği gerekçesiyle, davacının telif haklarına el atmanın önlenmesine, ihlalin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunun da tespitine, önlenmesine, sevenler hatırına isimli kasette yer alan bu akşam isimli müziğin davalılar tarafından kullanımının ve ayrıca müzik kanallarında ve internet ortamında klip olarak yayınlanmasının önlenmesine, çoğaltma, temsil ve umuma iletim karşılığı bilirkişice bulunan toplam 1.448 TL’nin 28/05/2009 tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 3000 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmün ilanına ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, telif haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinde esasen davacının eserden kaynaklanan haklarına tecavüz ve intihal nedeniyle bilirkişilerce hesap edilen beste için 3.000 TL ve çoğaltma, temsil ve umuma iletim karşılığı 1.448 TL olmak üzere toplam 4.448 TL maddi, yine 3.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilinin gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrası oluşturulurken sadece çoğaltma,temsil ve umuma iletim karşılığı bilirkişilerce hesap olunan 1.448 TL’nin ve 3.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı bulunmakla davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.