YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6946
KARAR NO : 2014/4500
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2013
NUMARASI : 2011/575-2013/66
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/02/2013 tarih ve 2011/575-2013/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekili F.. B..’nın 1999 yılından beri “B..” unvanıyla mobilya beyaz eşya işi üzerine ticari faaliyette bulunduğunu, ayrıca 10/08/2010 tarihinde “B. Plaza Showroom Mobilya Beyaz Eşya Halı Çeyiz” isimli marka tescili yaptırdığını, davalının ise işyerinde “B.. Plaza” ismini kullanmakta olduğunu, bu hali ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği gibi haksız rekabet yolu ile de müvekkiline maddi ve manevi zarar verdiğini ileri sürerek müvekkilinin markasına yapılan tecavüzün tespitine ve tecavüzün men’ine, davalının markaya tecavüz yoluyla oluşturduğu haksız rekabetin tespitine ve haksız rekabetin men’ine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının kullanmakta olduğu “B..Plaza” isminin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “B..” ismini ticaret unvanı olarak 2006 yılından itibaren kendi adına tescil ettirdiğini, davacının ise 2009 yılına kadar herhangi bir mobilya işiyle uğraşmadığını, şoför olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının “B…Ticaret: İ.. B..” ibaresini gerçek kişi ticaret unvanı olarak 01/09/2006 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “Bağmancı Plaza: İ.. B..” şeklinde değiştirdiği, buna karşılık davacının ise 15/10/1999 tarihinde Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’ne 63/23521 numara ile “B.. Ticaret” adıyla kaydolduğu, davacının 01/08/1989 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösterdiği, bu nedenle “Bağmancı” ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalının ticaret unvanını tescil edildiği şekliyle değil, markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davalının “BAĞMANCI PLAZA” ismini kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, davalının kullanmış olduğu “BAĞMANCI PLAZA” isminin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, “Bağmancı” ibaresinin davalı tarafça işyerinde işletme adı olarak kullanılmasının davalı adına tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığına ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlık konusu “Bağmancı” ibaresi üzerinde davacının üstün hakkı bulunduğundan bahisle dava kabul edilmiştir.
Ancak, dosyaya sunulan kanıt ve belgeler itibariyle, davacı “B..” ibaresini ilk kez 1999 yılında Esnaf Siciline tescil ettirmiş ise de, bu tescildeki faaliyet konusunun taşımacılık (şoförlük) hizmetine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının 2009 yılında mağazacılık hizmetine ilişkin marka tescili yaptırdığı tarihe kadar geçen sürede taşımacılık hizmeti ile birlikte mağazacılık hizmeti de yaptığına ilişkin bir kanıt da sunulmamıştır. Davalının ise 2006 yılında “B. Ticaret İ.. B..” adıyla hakiki şahıs tacir olarak beyaz eşya (mağazacılık) ticareti için sicile tescil yaptırdığı ve bu tarihten itibaren de mağazacılık faaliyetine devam ettiği dosyadan anlaşılmaktadır. 556 sayılı KHK’da düzenlenen tescilli marka hakkı ve TTK’nın 56. vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet korumasında asıl olan tanıtıcı işaretin belli mal veya hizmet bakımından ilk kez oluşturup kullanan kimsenin öncelik ve üstün hak sahipliğidir. Böyle bir durumda daha sonraki bir tarihte marka tescili yaptıran kişi, aynı ya da benzer bir işaretin tescilli markanın kapsadığı aynı ya da benzer mal ve hizmetler bakımından öncelik hakkına sahip kişiye karşı tescilden kaynaklanan haklarını ileri süremez.
Somut uyuşmazlıkta da, “B.. Plaza” adlı işyerinde kullanılan uyuşmazlık konusu “B…” ibaresi üzerinde davalının, mağazacılık hizmetleri açısından davacıdan önceki tarihte kullanımı suretiyle öncelik hakkı bulunduğuna göre, davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.