YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/399
KARAR NO : 2014/5015
KARAR TARİHİ : 14.03.2014
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2012
NUMARASI : 2011/52-2012/373
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2012 tarih ve 2011/52-2012/373 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iki ortaklı İnşaat Ticaret Limited Şirketi’nin %21 hissedarı davalının ise bu şirketin diğer hissedarı ve yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin şirket müdürüyken 24/05/2007 tarihinde yapılan toplantıda azledildiğini, yerine diğer hissedar E.. Ç..’ın yetkili müdür tayin edildiğini, davalı E.. Ç..’ın yetkili müdürlüğünü yaptığı davalı şirketin 2007 yılından bugüne zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000 TL’nin davalıdan alınarak İnşaat Ticaret Limited Şirketi’ne verilmesine, davalı şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının içini bizzat boşalttığı, çıkmaza soktuğu şirketi tasfiye etmeye çalışarak şirkete ödeme yükümü altında kalacağı bedelden pay almanın çabasına düştüğünü, şirketin içini boşaltan, paraları doğrudan zimmetine geçiren, şirketi stoksuz ve sermayesiz bırakan kimsenin bu iddiayı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin şirketin var olan borçlarını temizlemek, şirketi korumak amacıyla çeşitli etkinliklerde bulunduğunun doğru olduğunu, ancak bunun nedeninin; son derece iyi durumdaki bir firmanın, bizzat davacı tarafından zor duruma düşürülmesi olduğunu, demirbaşların 11.000 TL olduğunu, bu demirbaşların 35.000 TL’ye kiralanmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın şirket müdürünün şirketin zararına hareket ettiği, içini boşalttığı nedenleriyle şirketin tasfiyesi ve müdürün azli talebine ilişkin olup, yerel mahkemenin 2008/111 Esas, 2009/343 Karar sayılı dosyasında davacı S.. T..’ın müdürlük yaptığı dönemde D.. İnş. Tic. Ltd. Şti’ni zarara sokacak şekilde hareket ettiğinin anlaşıldığı, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, tarafları aynı olan bu davanın delil olarak kabul edildiği, bu dosya içerisindeki bilirkişi raporlarının gerekçeli bilimsel ve dosya içindeki delillere uygun olduğu, davacının söz konusu dosyada kusurlu olduğu da tespit edildiğinden, davacının kendi kusuruna dayanak hak talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin diğer davalı şirket müdürü tarafından kötü yönetimi sonucunda zarara uğradığı iddiası ile açılan şirketin fesih ve tasfiyesi ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının şirket müdürü olduğu dönemde, hakkında açılan davada şirketi zarara uğratacak şekilde davrandığı, davacının kendi kusuruna dayanarak hak talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın davacı şirket ortağı tarafından açılan dava, 2007 yılı ve sonrasına, bir başka anlatımla davalı şirket müdürünün görev yaptığı döneme ilişkin olup, sırf davacının da şirket müdürlüğü yaptığı önceki döneme ilişkin olarak, hakkında açılan davada şirketi zarara uğrattığı yönündeki tespitin eldeki davanın görülmesine olumlu ya da olumsuz bir etkisi olmadığı gibi davacının kendi kusuruna dayalı olarak hak iddia etmesi sonucunu da ortaya çıkarmaz. Bu durumda mahkemece, davacı iddiaları üzerinde durularak, oluşacak kanaate göre davanın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.