Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/3484 E. 2014/8875 K. 09.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3484
KARAR NO : 2014/8875
KARAR TARİHİ : 09.05.2014

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 2010/371-2012/506

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 tarih ve 2010/371-2012/506 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.05.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil D.. E.. ve davacı vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1973 yılında Eskişehir’de bulunan Emniyet Sandığı’na ait binaya mozaik pano yaptığını, müvekkili dışında 10 sanatçının da katılımıyla 6 ayda tamamlandığını, daha sonra binanın Ziraat Bankası’na devredildiğini, Mayıs 2009’da müvekkilinin 50.sanat yılı etkinlikleri çerçevesinde çekim yapmak üzere Eskişehir’e gittiklerinde panonun 2006 yılında binanın yeniden dekore edilmesi sırasında parçalandığını öğrendiğini, panonun Eskişehir’e mal olmuş bir eser olduğunu, pek çok bilimsel çalışma makale vs. konu edildiğini, FSEK kapsamında bir eser olduğunu, eserin yok edilmesinden dolayı müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini ve müvekkilinin derin üzüntü yaşadığını, yıkılmadan önce müvekkiline haber verilseydi oradan alınıp başka yere monte edilmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek, 300.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu panonun yapımında çalıştığı ve yapım çalışmasında lider rolü olduğunun sabit olduğu, panonun mülkiyetinin bina sahibine ait olduğu, davacı ile panonun yapımı sırasında iş sahibinin ne şekilde sözleşme imzalandığının, ücretinin ne olduğunun belli olmadığı, yapılan panonun güzel sanat eseri olduğu yönünde ihtilaf yok ise de mülkiyet hakkının da Anayasal temel bir hak olduğu, bu hak çerçevesinde mülk sahibinin mal üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkının bulunduğu, taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu’na tabi bir taşınmaz olmadığı, panonun keyfi olarak kırılmadığı, davalı tarafın satın aldığı taşınmazla ilgili olarak üzerinde tadilat yapmasının en doğal hakkı olduğu, belirtilen eserin yerinden sökülüp davacıya iadesinin de mümkün olmadığı, panonun sadece davacı tarafında da yapılmadığı davacının yıllar önce gönüllü olarak bu eserin meydana getirilmesinde çalıştığı davalı tarafın panonun ortadan kaldırılmasında sözleşmeden kaynaklanan bir sorumluluğunun olmadığı, haksız fiil niteliğinde bir eylem de gerçekleştirilmediğinden davacının panonun kaldırılmasından ve kırılmasından dolayı maddi tazminata yönelik bir talebinin olamayacağı, manevi tazminat talebine gelince söz konusu panonun davalı tarafın mülkünde olan binada olduğu, binanın şeklinin ne şekilde dizayn edileceğinin tamamen davalı tarafın insiyatifinde olduğu, davacının söz konusu panonun kaldırılmasından dolayı manen üzüntü yaşayacağı kabul edilebilir ise de bu tür üzüntüyü o binaya girip çıkan geçmişte anıları olan pek çok kişinin de yaşayabileceği, sadece bu yüzden manevi tazminata hak kazanılamayacağı, dava konusu panonun binada yapılan dizayn çalışmasında ve binanın yeniden yeni faaliyetlerine uygun biçimde dizayn edilmesi sırasında mülk sahibinin iradesi ile kaldırıldığı, buna aykırı bir sözleşme ya da bu faaliyeti engelleyecek bir yaptırım olmadığından davalının eylemi tamamen hukuka uygun olduğundan manevi tazminat da talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı eyleminin 5846 sayılı FSEK’nin 21 ila 25. maddelerinde düzenlenen mali hakların ihlali niteliğinde olmaması nedeniyle davacının maddi tazminat talebinin reddine ilişkin karar açıklanan bu gerekçe itibariyle yerinde görüldüğünden davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan ve sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 5846 sayılı FSEK’nin 57. maddesi uyarınca, bir eserin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerindeki mülkiyet hakkının devri aksi kararlaştırılmadıkça fikri hakların devrini ihtiva etmez. Ayrıca, aynı Yasa’nın 48. vd. maddelerine göre de bir eser üzerindeki mali hakların ya da kullanma yetkisinin başkalarına devri mümkündür. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere bir eserin fiziki mülkiyetinin eser sahibi ya da devre yetkili kişiler tarafından başkasına fiilen teslimi gerçekleştirilse dahi eser sahibi ile üçüncü kişi arasında FSEK’nin 52. maddesine uygun bir şekilde mali hakların devri sözleşmesi yapılmadığı taktirde eser sahibinin eser üzerindeki mali hak sahipliği devam eder. Ancak, yukarıda (1) nolu bentte de açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta davalı tarafından eserin parçalanarak yok edilmesi eyleminde davacının 5846 sayılı FSEK’nin 21 ila 25. maddelerinde düzenlenen çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim haklarının ihlalinden söz edilemeyeceğinden eser sahibinin mali haklar tazminatı talebinin dinlenilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Ne var ki, 5846 sayılı FSEK’nin 14 ila 17. maddelerinde eser sahibinin eseri dolayısıyla doğrudan doğruya ve kişiliğine sıkı sıkıya bağlı olarak manevi haklar da tanınmıştır. Manevi haklar aynı zamanda herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari yetkiler niteliğindedir. Manevi haklar bu niteliği itibariyle miras yoluyla geçmedikleri gibi sağlararası işlemler ile başkalarına da devredilemezler, sadece manevi hakların kullanılma yetkisi devredilebilir.
Dava konusu mozaik panonun güzel sanat eseri olduğu hususu mahkemenin de kabulündedir. 5846 sayılı FSEK’nin 8. maddesine göre, bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Yine aynı Yasa’nın 11. maddesi uyarınca bir güzel sanat eserinin aslı üzerinde o eserin sahibi olarak adını kullanan kimse aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. O halde, dava konusu mozaik panonun monte edildiği binada malik olan davalı tarafça yapılan dekorasyon sırasında mozaik panonun parçalanmak suretiyle imhası nedeniyle davacı eser sahibinin manevi haklarının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gereklidir. 5846 sayılı FSEK’nin 16/son maddesine göre “eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetini bozan her türlü değiştirilmeleri men edebilir”. Aynı Yasa’nın 17/2. maddesi uyarınca da “aslın maliki, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebilir. Ancak eseri bozamaz ve yok edemez ve eser sahibinin haklarına zarar veremez”.
Eser sahibinin manevi haklarının ihlali halinde 5846 sayılı FSEK’nin 70/1. maddesi uyarınca eser sahibinin manevi tazminat talep hakkı mevcuttur. Dairemizin 23.01.2007 tarih, 2005/13649 Esas, 2007/689 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere tek ve özgün nitelikteki güzel sanat eseri olan mozaik panonun eser sahibine haber verilmeksizin ve korunması için gerekli önlemler alınmaksızın parçalanmak suretiyle imha edilmesi 5846 sayılı FSEK’nin 16/son ve 17/2. maddeleri uyarınca eserin bütünlüğüne yönelik müdahale niteliğindedir. Bu nedenle de eser sahibinin FSEK’nin 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Davalının dava konusu eserin fiziki mülkiyeti ve bu eserin monte edildiği binanın maliki olmasının mülkiyet hakkının kullanılmasında 5846 sayılı FSEK’nin 16/son ve 17/2. maddelerinde düzenlenen kısıtlamalara aykırı davranışlarda bulunması hakkını davalıya vermez.
Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın 5846 sayılı FSEK’de düzenlenen eser sahipliği ve manevi haklar kapsamında değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile manevi tazminat talebinin reddi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de, davacının eser sahibi olduğu mozaik panonun davalı malik tarafından binada yapılan tadilat sırasında parçalanmak suretiyle imha edilmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edildiğine göre, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri için ayrı ayrı olmak üzere toplam iki kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddedilen maddi tazminat için ayrı, reddedilen manevi tazminat için ayrı nispi vekalet ücretine hükmettikten sonra ayrıca “FSHHM yönünden 1.800,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınıp davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurularak 3. bir maktu vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.