Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/927 E. 2014/9496 K. 21.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/927
KARAR NO : 2014/9496
KARAR TARİHİ : 21.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2012
NUMARASI : 2011/481-2012/204

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2012 tarih ve 2011/481-2012/204 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. davalılardan asil N.. O.. ve davalılar vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan O.. A.Ş.’nin asıl borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan kontrgaranti ve diğer taahhütleri, borç ve sorumlulukları tahtında olmak üzere S Arab Republic Ministry Of Electricity Public Establishment (Suriye Elektrik Kurumu)’ndan kazandıkları ihale ile ilgili olarak teminat mektubu verilmesini talep etmeleri üzerine, müvekkili bankanın, S.. mukim B.. Bank’a hitaben söz konusu teminat mektubunu düzenlediğini, süreç içerisinde, B.. Bank tarafından teminat mektubunun tazmini veya süresinin uzatılması talebinde bulunulması üzerine, durumun, müvekkili banka tarafından davalılara bildirildiğini, davalıların, teminat mektubu şartları ile ilgili olmayan, teminat mektubundan bağımsız ve garanti ilişkisinin dışında tamamen lehdar O.. A.Ş. ile Suriye Elektrik Kurumu ile aralarında olduğu iddia olunan bir akreditife ait bazı şartların değiştirilmesi talebi ile teminat mektubunun süresinin uzatılmasını kabul edebileceklerini bildirdiklerini, taleplerinin B.. Bank tarafından kabul edilmeyince O.. A.Ş’nin de bu uzatımı kabul etmediklerini ve nihayet sonuçta teminat mektubunun tazmini sonucuna gelindiğini ileri sürerek, tazmin edilen teminat mektubu bedeli olan 445.200 Euro ve komisyon ve sair masraf bedeli olan 3.173,66 Euro’nun toplamı 448.373,66 Euro’nun, ödeme tarihi olan 04.08.2011 tarihinden, fiili ödeme tarihine kadar Euro kredilerine uygulanan %12,44 kar payı oranı üzerinden hesaplanacak kar payı mahrumiyeti/gecikme tazminatı ile borçlunun temerrüde düşmesi nedeni ile yasa gereği doğacak diğer feri alacakları talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda GİBK (garantilere ilişkin bir örnek kurallar) diye adlandırılan kuralların tartışıldığı ve teminat mektubunu veren B..Bank’ın kurallara uygun bir öde talebinin kontrgarantiyi veren davacı bankaya ulaştırılmadığı, sadece lehdar firmadan alınan bir tazmin talebi olmaksızın ve amir firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği konusunda her hangi bir bilgi verilmeksizin bu bankanın mesajının sadece bir temlik talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalıların 31.05.2010 tarihinde davacı bankaya gönderdikleri faks mesajı ile akredifteki bazı düzeltmeler yapılarak harici teminat mektubunun ancak operatif hale geleceğini bildirdiğini, davacı bankanın gerekli kuralları yerine getirmeksizin ödemeyi yaptığı, kaldı ki Byblos Bank tarafından düzenlemenin kesin teminat mektubunun vadesinin 16.06.2010 tarihinde davacı bankanın kontör garanti vadesinin 31.06.2010 tarihinde dolarak hükümden düşmesi gözönüne alınarak, Byblos Bank’ın ise bu tarihten sonra 01.07.2010 tarihinde davacı bankaya gönderdiği mesajla değişikliğin lehdar tarafından kabul edilmediğini, kontrgaranti bedelinin ödenmesini talep etmesi ve bu ödemenin davacı banka tarafından yaklaşık 1 yıl geçmesinden sonra 02.08.2011 tarihinde muhabir bankaya ödendiği gözetildiğinde, davacı bankanın bankacılık kuralları uyarınca yeterli araştırmayı yapmaksızın bu ödemeyi yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava, kontrgaranti teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalılardan O. A.Ş.’nin asıl borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları genel kredi sözleşmesinde yer alan kontrgaranti ve diğer taahhütleri, borç ve sorumlulukları tahtında olmak üzere S.. Elektrik Kurumu’ndan kazandıkları ihale ile ilgili olarak teminat mektubu verilmesini talep etmeleri üzerine, müvekkili bankanın, S..’de mukim B.. Bank’a hitaben söz konusu teminat mektubunu düzenlendiğini, süreç içerisinde, B..Bank tarafından kontrgaranti teminat mektubunun tazmini veya süresinin uzatılması talebinde bulunulması üzerine, durumun, müvekkili banka tarafından davalılara bildirildiğini ardından kontrgaranti teminat mektubunun nakde çevrildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ret kararına gerekçe olarak dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporuna temas edilmiş, bilirkişi raporu içeriğinde ise taraflar arasındaki uyuşmazlığa Uluslararası Ticaret Odası’nın (ICC) Garantiye İlişkin Birörnek Kurallarının uygulanmasının gerektiği belirtilmiştir.
Uluslararası özel hukukta yeknesaklığın ve uyumun sağlanması amacıyla taraf ülkeler arasında çok taraflı anlaşmalar (konvansiyonlar), protokol ve ek protokoller tanzim edilmekte, ulusal meclislerin uygun bulma kanunu ile katılımcı ülkelerin iç hukukunun parçası haline gelen söz konusu sözleşmeler ile asgari uygulama birliği sağlanmaktadır. Uygulama birliğini sağlamanın yollarından bir diğeri ise uluslararası ticaret, sigorta ve taşıma birlikleri gibi kurumlar tarafından temelleri belirlenen teamül kurallarıdır. Uluslar arası teamül kurallarının zaman içinde uluslar arası bir konvansiyona dönüşmesi ya da buna zemin teşkil etmesi mümkündür. Davaya konu uyuşmazlıkta bahsi geçen Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından yayımlanan Garantiye İlişkin Birörnek Kurallar da garanti hukukuna ilişkin olarak düzenlenen bir uluslar arası teamül kuralıdır.
Buna karşın somut olayda, davacı tarafından keşide edilen kontrgaranti teminat mektubu içeriğinde, uyuşmazlık halinde Suriye hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar eldeki davanın tarafları Türk tabiiyetli şirketler ve gerçek kişilerden oluşmaktaysa da taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne etki edecek olan
temel husus olan kontrgaranti teminat mektubunun usulüne uygun şekilde nakde çevrilip çevrilmediği ve bunun sonucu olarak davacının yaptığı ödemeye ilişkin olarak davalıdan talepte bulunup bulunamayacağının tespitinde, uygulanacak olan hukukun belirlenmesi önem arzetmektedir. Bir başka anlatımla, davanın tarafları arasında yapılmış bir gayrinakdi kredi sözleşmesi kapsamında Türk hukukunun uygulanacağı ve İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu belirlenmiş olsa dahi mevcut nakde çevirme işleminin tabi olduğu hukuk kurallarının ayrıca tespiti gerekmektedir. Nitekim söz konusu teminat mektubu üzerinde ICC teamül kurallarının uygulanacağına dair bir açıklık bulunmadığı gibi yukarıda belirtildiği üzere bilakis teminat mektubu prosedürüne yönelik olarak Suriye hukukunun uygulanması öngörülmüş ancak mahkemece, söz konusu husus üzerinde durulmamıştır. Bu durumda mahkemece, davaya konu konrgaranti teminat mektubunun nakde çevrilmesi sürecine ilişkin olarak uygulanacak hukukun tespiti ile söz konusu işlemlerin tabi olduğu hukuk kuralları kapsamında, usulüne uygun bir başvuru ve nakde çevirme işleminin bulunup bulunmadığının ve bunun sonucu olarak davacının eldeki davayı açmakta haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde ve gerekçesi gösterilmeden ICC Garantiye İlişkin Birörnek Kurallarından hareketle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2– Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.