Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/5690 E. 2014/4680 K. 11.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5690
KARAR NO : 2014/4680
KARAR TARİHİ : 11.03.2014

MAHKEMESİ : SARIKAYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/07/2011
NUMARASI : 2010/210-2011/128

Taraflar arasında görülen davada Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2011 tarih ve 2010/210-2011/128 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. Ş.. K..dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılından itibaren Ş..Ot. Pet. Ür. Tur. Tic. Ltd. Şt’nin ortağı ve aynı zamanda temsilcisi olduğunu, davalı bankanın Sarıkaya Şubesi’nde hem ortağı hem de temsilcisi olduğu şirketin ve de kendisinin kişisel hesapları bulunduğunu, Sarıkaya İcra Müdürlüğü’nün 2002/476 esasında kayıtlı bulunun takip dosyası için alacaklı vekilinin borçlu kimlik numarası bildirilen M.. Ş.. adlı kişinin varsa hesabına haciz konulmasını istediğini, davalı banka şubesinin kimlik bilgileri bulunan kişi hesabına haciz ve bloke koyması gerekirken kasıtlı olarak müvekkilinin hesaplarını bloke ettiğini, sonra itiraz üzerine kaldırıldığını, davalı banka şubesinin hatalı ve kusurlu işlemleri nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürerek, 100.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili, kişilik haklarının zedelenmesini sonuçlayan kasıtlı bir durum olmadığını, hatalı işlem yapılıp fark edildiğinde hemen düzeltildiğini, davacıya haber verildiğini, sonuç olarak manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini talep ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın Sarıkaya İcra Müdürlüğü’nün haciz yazısı üzerine isim benzerliği nedeniyle gerçek borçlu yerine sehven davacının hesaplarına 19.04.2010 tarihinde haciz koyduğu, ancak yapılan yanlışlığın banka yetkililerince fark edilmesi üzerine bizzat davalı banka tarafından 26.05.2010 tarihinde haczin kaldırıldığı, davacı hakkındaki yanlış haciz işleminin çevresinde duyulup duyulmadığı, itibarının zedelenip zedelenmediği kısaca manen zarar görüp görmediği hususunun davacı tarafça delillendirilip ispatlanamadığı, manevi tazminatın koşulu olan “manevi zarara uğrama” şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka hesabına haksız şekilde haciz konulduğu iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının, davalı bankanın Sarıkaya Şubesi’nde hesapları bulunduğu, dava dışı alacaklının, davacı ile aynı ad ve soyadı taşıyan yine dava dışı kişi aleyhine icra takibi başlattığı, bu icra takibi sırasında asıl borçlu kişinin banka hesaplarına haciz konulmasının talep edildiği, talep yazısında borçlu kişinin kimlik numarasının da açıkça belirtildiği, buna rağmen davalının Sarıkaya Şubesi’nin görevlilerinin davacı hesaplarına isim benzerliği nedeniyle 19.04.2010 tarihinde haciz tatbik ettiği, durumu icra memurluğuna bildirdikleri, daha sonra hatanın fark edilerek 26.05.2010 tarihinde hesaplardan haczin kaldırdığı, sonucun yine icra memurluğuna bildirildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı banka ekonomik alanda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş, kendisine çeşitli imtiyazlar tanınmış güven kuruluşudur. En hafif kusurundan bile sorumluluğu söz konusudur. Somut uyuşmazlık itibariyle, icra müdürlüğü yazısında açıkça gerçek borçlunun kimlik numarası belirtilerek hesabına haciz tatbik edilmesi istenmesine rağmen davacı hesaplarına haciz konulduğu çekişmesizdir. Her ne kadar bu işlem bir hata sonucu olmuş ve bir ayı geçkin bir süre sonra haciz kaldırılmış ise de kayıtlarda hesapların hacze maruz kaldığı bilgisinin bulunduğu gibi, küçük ilçede yaşayan davacının hesabının haczedildiği davalı çalışanları, icra görevlileri ve haczin tatbik edildiği icra takibinin tarafları tarafından öğrenilmiş durumdadır. O halde, haksız haciz itibariyle borçlu olmayan davacının manen zarara uğradığının kabulü gerekmektedir.
Bu durum karşısında, somut olayın özelliği, haczin hata sonucu gerçekleştiği, hesaplar üzerinde haczin tatbik edildiği süre, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile tüm dosya kapsamına göre davacı yararına makul bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Somut uyuşmazlıkta TMK 24. ve 818. sayılı BK 49. maddesi koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.