Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2174 E. 2014/9619 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2174
KARAR NO : 2014/9619
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/30-2013/599

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2013 tarih ve 2013/30-2013/599 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Mainz Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 09.06.2009 tarih 79 C 158/09 kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi ekinde sunulan Mainz Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 79 C 81/09 (72 C 445/08) sayılı dosyasına ilişkin 15.07.2009 tarihli tebligat evrakı ile 13.02.2009 tarihli kararın tebliğ edildiği, söz konusu dosyada isimli şahsın da davalı olduğu, yine 79 C 81/09 sayılı dosyaya ilişkin 17.06.2009 tarihli tebliğ belgesinin sunulduğu ancak bu tebliğ belgesinde tebliğ edilen belgenin vasfının belirli olmadığı, keza davaya konu yabancı mahkeme kararının 09.06.2009 tarihli olduğu dikkate alınarak sunulan tebliğ belgelerinin davaya konu karar ile ilgisinin bulunmadığı, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nden alınan yazı cevabının da bunu doğruladığı, davaya konu yabancı mahkeme kararında davalı olarak yer almadığı, dava dilekçesinde talep edildiği üzere 79 C 158/08 sayılı ilamın tebliğine ilişkin herhangi bir belge sunulamadığı, yabancı mahkeme kararına ilişkin birden fazla dosya numarası verilmesi nedeni ile aradaki irtibatın ve dosya aşamalarının belirli olmadığı, davanın 5718 Sayılı MÖHUK’nın 50. maddesine dayalı olarak açıldığı, ancak devam eden 53. maddesi kapsamı doğrultusunda dava dilekçesine eklenecek belgelerin usulüne uygun şekilde davacı tarafça dilekçe ekinde sunulmadığı, yabancı mahkeme kararının onaylı tercümesi ile kararın kesinleşmesine ilişkin tebliğ belgelerinin sunulması yönünde verilen sürelere rağmen eksikliğin giderilmediği, bu durumda söz konusu mahkemenin gıyapta verdiği dava ve tenfize konu kararın tebliğ edilmek suretiyle kesinleştiğinin ispatlanamadığı, o halde MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacıya verilen mehil üzerine, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 07.05.2013 tarihli ve apostil şerhli Mainz Sulh Hukuk Mahkemesince verilen belgede, maddi bir hatanın söz konusu olduğu, dava konusu tenfizi istenen yabancı ilama ait tebliğ evraklarındaki 79 C 158/09 ve 79 C 81/09 dosya numaralarının her ikisinin de aynı dava dosyası olduğu ifade edildiği halde, bu husus değerlendirilmeden hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.