Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4299 E. 2014/10141 K. 30.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4299
KARAR NO : 2014/10141
KARAR TARİHİ : 30.05.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2012
NUMARASI : 2012/216-2012/538

Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.12.2012 tarih ve 2012/216-2012/538 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.05.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı .üstlendiği karma taşıma işinin müvekkilince sigorta örtüsü altına alındığını, dava dışı ABB AB firmasına ait emtianın MSC TİNA gemisiyle 09.07.2010 tarihinde Mersin Limanı’na gelip limandaki açık alana boşaltıldığını, Mersin’den Irak’a taşınması işini davalı N.Uluslararası Taş A.Ş’nin üstlendiğini, konteyner içinde taşınan kasaların 13.07.2010 tarihinde konteyner içinden çıkarılarak komyonlara yükleme işine geçildiği sırada Mersin Liman İşlet. A.Ş. personeli tarafından kullanılan vinçle yapılan boşaltma işlemi sırasında yükün yere düşerek hasarlandığını, sigortalıya 90.000,00 EURO ödeme yapıldığını, müvekkilinin TTK’nın 1301. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı N. A.Ş’nin CMR’nin 17. maddesi uyarınca taşıyan sıfatıyla sorumlu olduğunu, davalı Mersin Liman İşletmeciliği A.Ş’nin davalı N. A.Ş’nin hizmetinden yararlandığı kişi konumunda olduğunu, boşaltma işlemlerinin Mersin Liman İşletmeciliği A.Ş. tarafından yapılması için bizzat davalı N. A.Ş’nin irtibata geçtiğini, boşaltma işlemleri için gerekli ücreti de davalı N.A.Ş’nin ödediğini ileri sürerek, 90.000,00 EURO’nun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. vekili, hasar bir haksız fiilden kaynaklandığı için davacının halefiyete dayalı rücu davasını halefi olduğu sigortalısının üçüncü şahsa karşı açabileceği zaman aşımı süresinde açması gerektiğini, BK’nın 60/1. maddesine göre dava tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı N.Uluslararası Taş. A.Ş. vekili, müvekkilinin CMR kapsamında davacının sigortalısına ait yükü Mersin Limanı’ndan alıp Irak Dohuk’a taşıma işini üstlendiğini, ancak yükün müvekkiline teslim edilmeden hasara uğradığını, bu nedenle müvekkilinin hasardan sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yükteki hasarın konteyner içinden kamyona yüklenmek için boşaltıldığı sırada 13/07/2010 tarihinde davalı liman işletmesi bünyesinde sözleşme ile hizmet vermekte olan şirket vincinden düşmesi sonucunda oluştuğu, dava tarihinin 24/04/2012 olduğu gözetildiğinde haksız eylem sonucu ortaya çıkan zararın oluşumu üzerinden 1 yıl 9 ay gibi bir sürenin geçtiği, davanın BK’nın 60/1. maddesine göre bir yıllık sürede açılması gerektiği, davacı şirketin sigortalısına halef olarak bu davayı açmış olması karşısında kendisinin de sigortalısının tabi olduğu zaman aşımı süresine göre dava hakkını kullanması gerektiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, davalı N.. A.Ş’nin CMR’nin 17. maddesine göre sorumluluğunun yükün kendisine teslimi ile başlayacağı, somut olayda ise yükün taşıyıcı davalıya tesliminin söz konusu olmadığı, teslim amaçlı boşaltma işleminin başlamış olmasının teslim niteliğinde kabul edilemeyeceği, yükün ancak taşınacak aracın üzerine taşınacak şekilde konulmuş olmasıyla teslim edildiğini kabul etmek gerektiği, davalının dava konusu zararlandırıcı eylem ve sonucundaki hasardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş. yönünden “CMR’nin 17. maddesine göre sorumluluğunun yükün kendisine teslimi ile başlayacağı, somut olayda ise yükün taşıyıcı davalıya tesliminin söz konusu olmadığı, teslim amaçlı boşaltma işleminin başlamış olmasının teslim niteliğinde kabul edilemeyeceği, yükün ancak taşınacak aracın üzerine taşınacak şekilde konulmuş olmasıyla teslim edildiğini kabul etmek gerektiği” gerekçesiyle davanın esastan reddine, diğer davalı Mersin Uluslararası Liman İşl. A.Ş. yönünden BK’nın 60/1. maddesi gereğince zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
CMR’nin 17.1 maddesi, taşıyıcının eşyayı teslim aldığı andan, teslim ettiği ana kadar geçen zaman aralığında meydana gelecek ziya ve hasardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Taşıyanın CMR uyarınca sorumluluğu mallar teslim alındıktan sonra söz konusu olacağı için malların ne zaman taşıyıcı tarafından teslim alınmış sayılacağının tespiti önem arzetmektedir. Taşıyıcının malı teslim alması için malın taşıyıcının hakimiyeti ve kontrolü altına girmesi gerekmektedir. Malın taşıyıcının hakimiyetine girmesinin ise salt malın taşınacak araca yüklenmesi olarak algılanmaması gerekir. Hakimiyet ve kontrolü sağlayan iş ve işlemlerin yapılması da malların taşıyıcı tarafından taşınmak üzere teslim alınması sonucunu doğuracaktır. Somut olayda dava dışı ABB AG firmasına ait emtianın gemi ile Mersin Limanı’na getirildiği ve limandaki açık alana boşaltıldığı, davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş’nin de dosyada mevcut belgelere göre Mersin’den Irak’taki alıcısına taşıma işini üstlendiği, Mersin Limanı sahasına indirilen konteyner içindeki emtianın konteyner içinden çıkarılarak kamyonlara yükleme işine geçildiği sırada davalı Mersin Liman İşlet. A.Ş. personeli tarafından kullanılan vinçle yapılan boşaltma işlemi sırasında yere düşürülerek hasarlandığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı N.. Uluslararası Taş. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu emtianın limana gelmesinden sonra müvekkilinin gümrük işlemlerinin başlatılması, malın konteynerden tahliyesi için Mersin Liman İşletmesi’nden talepte bulunulması gibi yalnızca evrak üzerinden bir kısım talebi gerçekleştirdiğini, bu yazışma işlemlerini de kendi adına değil üst taşıyan. GmbH adına yaptığını, bu nedenle malın müvekkilinin hakimiyet sahasına hiç girmediğini, CMR kapsamında sorumluğunun başlamadığını savunmuş ise de davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş, davalı Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş’ye boşaltma talep formu ile başvurarak konteynerin içinin boşaltılmasını talep etmiş ve Mersin Uluslararası Liman İşl. A.Ş’de 31.07.2010 tarihli boşaltma ücreti faturasını davalı Noktaş A.Ş. adına düzenlemiştir. Bu durumda dava konusu emtianın taşınmak üzere davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş’nin hakimiyeti ve kontrolü altına girdiğinin kabulü gerekir.
CMR’nin 3. maddesinde “bu sözleşmenin uygulanması bakımından taşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır” hükmü düzenlenmiş olup davalı Mersin Uluslararası Liman İşl. A.Ş, davalı taşıyan Noktaş Uluslararası Taş. AŞ’nin yardımcısı konumundadır. Bu durumda davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş, BK’nın 100. maddesi gereğince sorumlu olup onun yardımcısı konumundaki davalı Mersin Liman İşl. A.Ş’de taşıyıcı gibi oluşan zarardan sorumlu tutulacaktır. Tüm bu yapılan açıklamalar ışığında mahkemece, dava konusu malların taşınmak üzere davalı Noktaş Uluslararası Taş. AŞ’nin hakimiyet ve kontrolüne girdiği, davalı Mersin Uluslararası Liman İşl. A.Ş’nin de davalı taşıyan Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş’nin yardımcısı konumunda olduğu kabul edilerek davanın esasının çözüme kavuşturulması ve davalı Mersin Uluslararası Liman İşl. A.Ş’nin zamanaşımı def’inin de CMR hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, davalı Noktaş Uluslararası Taş. A.Ş. yönünden taşımanın başlamadığı gerekçesiyle esastan, diğer davalı yönünden zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.