Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1930 E. 2014/8512 K. 06.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1930
KARAR NO : 2014/8512
KARAR TARİHİ : 06.05.2014

MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/10/2013
NUMARASI : 2011/140-2013/276

Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/10/2013 tarih ve 2011/140-2013/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili ve davalı A.. Ö.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasfiyesini talep ettiği davalı şirkette %34 pay sahibi olduğunu, şirketin kazanç sağlama amacını yerine getiremediğini, hesap ve bilançolarının, resmi kayıt ve defterlerinin yanıltıcı ve hileli olduğunu, diğer ortakların ve özellikle şirket müdürlerinden olan davalı D.. K..’nin davranışlarının şirket faaliyetlerini sekteye uğratacak, karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte bulunduğunu, davalı ortaklar ve aynı zamanda şirket müdürleri olan D.. K.. ve A.. Ö..’in dava dışı D.Petrol Ürünleri Taşımacılık Oto… Ltd. Şti ve K. Seyahat Turizm Ltd. Şti’nin müdürlüğünü yaparak ve bu firmalar adına faaliyette bulunduğunu, TTK’nın 547. maddesi kapsamında rekabet yasağını ihlal ettiklerini, D.. K..’nin şirkete ait bazı araçları devrederek şirketin öz varlığını azalttığını belirterek şirket müdürü davalı D.. K..’nin müdürlükten azlini veya tasarrufi muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasını, şirketin tasfiyesini ve bu süreçte kayyıma devrini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının uzun bir süre tasfiyesini istediği davalı şirketin müdürlük görevini ifa ettiğini, rekabet yasağı ihlalinin sözkonusu olmadığını, şirkete ait aracın satışına ilişkin kararda davacının imzasının bulunduğunu, zararın sözkonusu olmadığını, şirketin tasfiyesini gerektirir yasal koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece uygun görülmesi halinde davacının hissesinin ekonomik değerinin tespiti ile bunun davacıya verilmesi şartı ile davacının ortaklık sıfatının sonlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ortaklar arasında meydana gelen olaylar sonucunda, tarafların birbirlerine güvenlerinin kalmadığı, bu şartlarda ortağı bulundukları şirketi yönetme konusunda birlikte hareket etmelerinin mümkün bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça şirketin feshi ve tasfiyesi, şirket müdürünün azli talep edilmiş ise de, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesi kapsamında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına hükmedebileceğinin düzenlendiği, davacı tarafça da bu düzenlemeye uygun olarak bilirkişi raporu ile tespit edilen şirketin 517.783,79 TL’lik sermaye değeri üzerinden davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin talep edildiği, şirketin tespit edilen öz varlığının belirtilen miktarda aktif değere sahip olduğu, davalı şirket kayıtlarında bulunan.plakalı aracın . ait olduğu yönündeki protokolün mülkiyeti devredecek nitelikte bulunmadığı, 2918 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre araçların mülkiyetinin ancak noter satışlarıyla intikal edeceği, dolayısıyla davalı şirket adına kayıtlı bulunan . plakalı aracın mülkiyetinin davalı şirkette bulunduğu ve aktif değerlerinde yer alması gerektiği, davacının payı karşılığı gerçek değerinin 172.606,92 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının, davalı şirket ortaklığından 4667 payının gerçek karşılığı olan 172.606,92 TL ödenmek suretiyle çıkarılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve davalı A.. Ö.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı A.. Ö..’in şirket müdürü olmasına, kendisine davalı şirkete tebligat yapılan adreste tebligat yapılmış olmasına ve şirket vekilinin de şirket müdürü olan davalı A.. Ö.. ve D.. K.. tarafından tayin edilmiş olmasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin tebligatlara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirketin feshi, tasfiyesi, şirket müdürün azli, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının şirketten çıkarılmasına ve çıkma payının tahsiline karar verilmiş, karar başlığında tüm davalılar gösterilmesine rağmen çıkma bedelinin hangisi tarafından ödeneceği gösterilmemiştir. Bu durum, hükmün infazında tereddüte yol açacak niteliktedir. Davalılardan A.. Ö.. ve D.. K..’nin şirket müdürü olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada husumet düşmekte ise de, şirketten çıkma, şirketin feshi ve tasfiyesi davasında şirket dışında şirket müdürleri ve ortaklara husumet düşmemektedir. Bu nedenle, mahkemece çıkma payının hangi davalıdan tahsil edileceği hükümde belirtilmemiş olmakla, bu hususlar göz önünde bulundurularak hüküm oluşturulmak üzere mahkemece verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin tebligatlara yönelik temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA; (3) numaralı bentte yazılı nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.