YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12846
KARAR NO : 2014/2483
KARAR TARİHİ : 13.02.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 51. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2010/620-2013/24
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/02/2013 tarih ve 2010/620-2013/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının işleteni olduğu gemide çalışıp 2009 yılı Eylül ve Ekim aylarına ilişkin maaşlarını alamadığını, davalının başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını, % 40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin depo edilmediği, mahkemece verilen kesin sürenin hem mahkemeyi hem de tarafları bağladığı gerekçesiyle, davanın HMK’nın 94. maddesi gereğince kesin süreye riayetsizlikten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, gemi adamının bakiye ücret alacağının tahsili istemiyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar mahkemece 27.09.2012 tarihli celsede davacı vekiline 400 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verilmiş ve söz konusu ücretin kesin süre içerisinde depo edilmediğinden bahisle dava usulden reddedilmiş ise de, 1086 sayılı HUMK döneminde açılan ve 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğünden sonra tahkikat aşamasında bulunan işbu dava yönünden HMK 324.maddesi uyarınca, delil avansı sayılan bilirkişi ücreti yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı, diğer delillerin de değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.