Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11091 E. 2014/2489 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11091
KARAR NO : 2014/2489
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2012
NUMARASI : 2006/580-2012/90

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/01/2012 tarih ve 2006/580-2012/90 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. K. O. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinin imzasının bulunduğu bir kağıdın rıza dışı ele geçirilerek 10.02.2006 tanzim ve 14.02.2006 ödeme tarihli 1.350.000 Euro bedelli bir bono haline getirilip, müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkilinin davalı şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin Avusturya Kanunları’na göre kurulan davalı şirketin hissedarı ve İstanbul İrtibat Bürosu’nun yöneticisi olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitini, %40 icra tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1997-2006 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını, kötü yönetimi ve kasıtlı tasarrufları ile kendi adına maddi çıkarlar elde ettiğini ve şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle 28.02.2006 tarihinde 9 çalışan ile birlikte iş akdine son verildiğini, davacının 10.02.2006 tarihli el yazılı taahhütnamesinde şirkette çalıştığı sürede doğan zarara karşılık 1.000.000 Euro’yu 15.02.2006 tarihine kadar şirket hesabına yatırmayı taahhüt ettiğini, 1.350.000 Euro değerindeki senedin 1.000.000 Euro’luk kısmının şirket zararı karşılığı, 350.000 Euro’nun ise B. Otomotiv Ltd. Şti.’nin %95 hissesinin 05.10.2005 tarihinde 1.425.000 TL. bedel ile D. Ç.’a devri ile elde edilen paradan, şirkete aktarılmayıp davacı zimmetinde kalan kısım olduğunu, senedin bu zararlara karşılık düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiş, %40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, imzalı boş bir kağıdın anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının, senede karşı senetle ispat zorunluluğu kapsamında ispatının zorunlu bulunduğu, ispat yükünün işbu davada davacıda olduğu, davaya konu senedin alınması bakımından HUMK.’nun 293/5. maddesi anlamında bir hilenin söz konusu olmadığı gibi hile ile alındığının da iddia edilmediği, karşılıklı güven ilkesi çerçevesinde HUMK.’nın 290. maddesi kapsamında bir senet verildiği, davada hile olgusunun ispat edilmediği gibi senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun da yasal delillerle ispat olunamadığı, davacı tarafça şirketin zarara uğratıldığı da 10.02.2006 tarihli belge ile ikrar edildiğinden, imzalı boş kağıdın hile ile davacı elinden alındığının ispatlanamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışından kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, 10.02.2006 tanzim ve 14.02.2006 vade tarihli, 1.350.000 Euro bedelli bonoya dayalı menfi tespit ve %40 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davacı, imzasını inkar etmediği dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna ve elinden hile ile alındığına dair iddialarını ispat edememiş ise de, davalı vekili de savunmasında, bu senedin 1.000.000 Euro’luk kısmının davacının şube müdürü olarak müvekkiline verdiği zararın karşılığı olduğunu savunmuş, böylece nakden kaydını içeren bononun düzenlenme nedenini değiştirmiştir. Bu durumda mahkemece, zaman itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 341 ve 342. maddeleri de gözetilerek, davalının zararını kanıtlaması gerektiği, diğer bir deyişle bu konudaki ispat yükümlülüğünün davalıya geçtiği ve dava konusu senedin 1.000.000 Euro’luk kısmının, ispat edilen bu zarar miktarı kadar geçerli olduğu kabul edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Dolayısıyla mahkemece senedin anılan kısmı için yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalının dava konusu bononun 350.000 Euro’luk kısmı için yaptığı savunma ile de ispat yükümlülüğü yer değiştirmiştir. Zira davalı bu bedelin, tamamı Avusturya sermayesi ile kurulan B. Otomotiv Ltd. Şti.’nin davacıya ait %95 hissesinin 05.10.2005 tarihinde dava dışı D. Ç.’a 1.425.000 TL bedelle satışından elde edilen paradan, şirkete aktarılmayıp davacının zimmetinde kalan kısım olduğunu savunmuştur. Gerçekten de dosyaya sunulan ve noterden düzenlenen 05.10.2005 tarihli sözleşmede, davacıya ait B. Otomotiv Ltd. Şti.’nin 1.425 pay karşılığı 1.425.000 TL. nominal bedelli hissesinin dava dışı D. Ç.’a devredildiği ve devir bedelinin davacıya nakden ve tamamen ödendiği yazılıdır. Ancak davalı vekilinin, davacının kendisine ait hissenin satışından eline geçen bu parayı neden müvekkiline ödenmesi gerektiğini açıklaması ve ispat etmesi gereklidir. O halde mahkemece, öncelikle davalıdan bu savunmasını açıklamasının istenmesi, ardından da hayatın olağan akışına aykırı olan bu savunmayı ispat yükümlülüğünün davalıda bulunduğu gözetilerek, dava konusu bononun 350.000 Euro’luk kısmının da bu savunmanın ispat edildiği oranda geçerli olduğunun kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.