Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/12485 E. 2014/2537 K. 13.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12485
KARAR NO : 2014/2537
KARAR TARİHİ : 13.02.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2012/474-2013/111

Taraflar arasında görülen davada İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2013 tarih ve 2012/474-2013/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin birikimini davalı bankada vadeli olarak değerlendirmek istediği halde hesabın off-shore olarak açıldığını, değiştirilmesini istemesine rağmen banka görevlilerince ikna edildiğini, bankaya el konulması nedeniyle ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 18.469.649.326 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, husumetleri bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama neticesinde, S.. K.. hakkında açılmış bulunan davadan feragat edildiği gerekçesiyle, S.. K.. hakkında açılan davanın reddine, davalılar M.. U.., A. A. U. ve M.. U.. ve C.. U.. müflis banka yönetiminde yer almadığından bu kişiler hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davacının Türkiye İ. Bankası A.Ş’yi aracı kılarak çeşitli defalar ve çeşitli miktarlarda İ. Bank Off Shore Ltd. Şti. nezdinde hesap açıp talimatlar verdiği ve İ.Bank Off Shore Ltd. Şti. nezdinde para yatırıp para çektiği ve faiz imkanlarından yararlanmış olduğu, davacının bilinçli bir şekilde off shore işlemlerine giriştiği kandırılmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, Müflis Türkiye İ. Bankası iflas idaresi aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalılar K.. U.., Y.. U.., E.. H.., B.. Ç.., Y.. G.., G.. D.., H.. B.., T.. P.., M.. Ö.., M.. S.. İ. Bank T.A.Ş. ve yönetim kurulu başkanlığı yapmış olmaları sebebiyle bu kişiler hakkında açılan davanın subut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı T.İ. Bankası A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davacının meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı K.. U..’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nın 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı K.. U..’ın da bulunduğu davalı T. İ. Bankası A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı İ. Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı K.. U.. ile diğer davalı T.İ. Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, mahkemece, davalı K.. U.. ile davalı Müflis T. İ. Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 sayılı BK’nın 53’ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, yine aynı Kanun’un 41. ve TTK’nın 32l/son maddeleri uyarınca K.. U..’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.