Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/22035 E. 2013/31177 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22035
KARAR NO : 2013/31177
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı banka nezdinde hesabının bulunduğunu, davalı bankanın Ulucanlar bankamatiğinden 26.01.2011’de 1.500,00 TL, 27.01.2011’de 1.500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL nın bilgisi dışında çekildiğini, paraları çeken şahısların görüntülerinin banka nezdinde kendisine izletildiğini, bu kişileri tanımadığı için Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu, ancak kişilerin tespit edilemediğini, davalı bankanın hızla gelişen teknoloji karşısında hiçbir önlem almadığını, kayıtları çeken kameranın beklenen nitelikte olmadığını ileri sürerek, 3.000,00 TL nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Emniyet Müdürlüğü Radyo-TV ve Fotofilm Şube Müdürlüğünün 27.05.2011 tarihli inceleme raporuna göre 1 adet CD incelemesinde, inceleme konusu kayıt ve çözünürlüğünün düşük olması, ortam aydınlatmasının yeterli düzeyde olmaması sebebiyle teşhise elverişli nitelikte görüntülerin elde edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, bir güven kurumu olan bankanın otomatik para çekme makinesinde gerekli önlemleri almaması nedeniyle olayda ağır kusurlu ve % 100 sorumlu olduğu gerekçesi ile bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Yine taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesinin, “Banka Kartlarının Kullanımı” başlıklı 20. maddesinde de, banka kartı ve şifresinin özenle muhafaza edilmesi gerektiği, kart ve şifrenin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerden kart sahibinin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, para çekme işlemlerinin davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle, gerek açıklanan yasa hükümleri, gerekse imzalanan sözleşme gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacının kartının şifresine ulaşılmış olması, şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediğini ya da muhafaza edilmediğini göstermektedir. Kaldı ki, dosya kapsamındaki delillerden dava konusu kartın çalındığı ya da kopyalandığı yönünde bir bulguya da rastlanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının olayda ağır kusurunun olduğu ve 5464 sayılı yasanın 12. maddesinden yararlanamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, kartın hukuka aykırı kullanımında ağır kusuru olan davacının, bankaca kendisine bildirim yapıldığı tarihe kadar olan harcamalardan ve nakit çekimlerden sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yanlış değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı bankanın temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.