YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13047
KARAR NO : 2014/2619
KARAR TARİHİ : 14.02.2014
MAHKEMESİ : POLATLI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 09/04/2013
NUMARASI : 2010/495-2013/158
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2013 tarih ve 2010/495-2013/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, uzun süreden beri davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinin işlemlerini dava dışı G. Y. isimli banka çalışanına yaptırdığını ve davalı banka şubesinde bulunan 70.000,00 TL parası ile, bu kişinin tavsiyesi üzerine 54.700,00 USD alarak hesabında durması talimatı verdiğini ve uzun süreden beri tanıdığı, sürekli işlemlerini yaptırdığı kişi olduğu için de hiç şüphe duymadan dekontları imzaladığını, banka çalışanının birtakım usulsüz işlemler yaparak ortadan kaybolması üzerine davalı banka şubesine başvurduğunu ve hesabında herhangi bir bakiye olmadığını öğrendiğini, hesabında olması gereken 54.700,00 USD’nin iadesini talep ettiğini ancak, kendisine ödeme yapılmadığını oysa, davalı çalışanının ceza yargılamasında parayı zimmetine geçirdiğini kabul ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 USD’nin 31.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.07.2012 tarihli dilekçesi ile de dava konusu talebi 54.700,00 USD olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, davacının elinde hesap cüzdanının bulunmadığını, tüm tediye fişlerinin davacı tarafından imzalandığını, davacının müvekkili bankaya değil, banka çalışanının şahsına özel bir güven duyduğu için tüm kusurun davacıda olup, davacının kendi kusurlu davranışı ile müvekkili bankanın güvenlik sistemini devre dışı bıraktığını, davacının imzaladığı her bir belgeden sorumlu olup, hesap hareketleri incelendiğinde dava tarihi itibariyle müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı banka çalışanı G. Y.’in ceza yargılaması sırasında davacıdan 70.000,00 TL karşılığında 54.700,00 USD aldığını ve davacıya boş dekont imzalatarak çektiğini beyan ettiği ve eyleminin zimmet suçu içerisinde kabul edildiği, davalı banka çalışanın müşterilerin iyiniyetinden faydalanarak güven tesis ettiği ancak, davacının parasının aslında daha önce çekildiği ve davacının takip etmemesi nedeniyle bundan haberdar olmadığı veya banka çalışanı tarafından davacıdan gizlendiği, 70.000,00 TL karşılığında hiçbir zaman 54.700,00 USD alınmadığı, müşterinin iyiniyeti ve güveninin sadece banka çalışanının zatından değil, bankanın çalışanı üzerindeki denetimi gerçekleştirdiğine olan inancından da kaynaklandığı, ancak, tasarrufunu sadece banka çalışanının ya da bankanın insiyatifine bırakarak uzun süre takip etmemenin, boş tediye fişine imza atmanın ve hesap cüzdanı bulundurmamanın, verilmemişse talep etmemenin ise davacının kusurları olup, davacının müterafik kusurunun %20, davalı bankanın kusurunun ise %80 olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 56.000,00 TL alacağın 31.07.2007 tarihinden itibaren TCMB kısa vadeli avans kredileri için uygulanan oranda işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davacı, davalı banka çalışanının telkin ve ikna edici tavırları ile TL hesabındaki mevduatının USD’ye çevrilmesi ve hesabında tutulması talimatı vermiş, davalı banka çalışanı ise davacının TL hesabında bulunan mevduatı, USD’ye çevirerek zimmetine geçirmiş ve bu eylemini ceza yargılamasında ikrar etmiştir. Mahkemece 2. bilirkişi raporu doğrultusunda davacı hesap sahibinin de %20 oranında müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin vardığı sonuç doğru olmamıştır. Zira; davacı, davalı banka çalışanına güvenmiş ve banka çalışanının telkinleri doğrultusunda hesabında işlem yapılması talimatını vermiş olup, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli dikkat ve özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve personelinin işlemlerini denetlemesi gerekmekte olup, 818 sayılı BK’nın 100. maddesi uyarınca çalışanının eylemlerinden sorumlu olduğu gibi, banka bir güven kurumu olmakla, en hafif kusurlarından dahi 818 sayılı BK’nın 99/2 maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, davacının hesap cüzdanı almaması ve banka personeline güvenerek 1 adet boş tediye fişi imzalaması müterafık kusur teşkil etmez. Bu itibarla, bankanın davacının zararının tamamından sorumlu tutulması gerekirken, davacının müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.