Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1110 E. 2014/2680 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1110
KARAR NO : 2014/2680
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

MAHKEMESİ : ÇAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2013
NUMARASI : 2013/119-2013/116 D.İŞ

Çan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2013 tarih ve 2013/119-2013/116 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, müvekkili banka ile borçlu H.. K.. arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye S.. K.., M.. O.., F.. O.., C.. Ö..’nün müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, söz konusu kredi sözleşmesinin 75. maddesine göre müvekkili bankanın her an hesabı kat ederek alacağının ödenmesini talep ile hesabın ve borcun tasfiyesini istemek hakkına sahip olduğunu, borçlulara gönderilen ihtarnameler ile müvekkili bankanın söz konusu hakkını kullanarak hesabı kat ettiğini, borçluların ödemelerini durdurduğunu, malvarlıklarını kaçırma, gizleme ve devretme eğilimi içerisinde olduklarının anlaşıldığını ileri sürerek 118.388,22 TL alacağa yeter miktarda borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını ihtiyaten haczini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan tarafın kredi sözleşmesi gereğince kredi bedelinin ödenmediğine ve kredi sözleşmesi altındaki imzaların belirtilen şahıslara ait olduğuna ilişkin bir kayıt ve belge sunulmadığı, dilekçede her ne kadar noter ihtarı gönderildiği ve hesabın kat edildiği belirtilmiş ise de, şahısların, eğer kredi borcu varsa, kredi borçlarını ödeyip ödemediğinin tespitinin mümkün olmadığı, öte yandan kredi borçlusu oldukları belirlenen şahıslara hesap kat ihtarının tebliği halinde ise, belirtilen belgenin ve kredi alacağının ancak İİK’nın 68/b maddesinde gösterilen nitelikte ve itirazın kaldırılmasını sağlayıcı bir belge halini alacağı, bu halde dahi alacaklı tarafın sadece ilamsız icra yoluna başvurabileceği ve borçlunun itirazı halinde icra takibinin kendiliğinden durdurulması (İİK.m.62-66) gerektiği, yine İİK’nın 68/b maddesinde kredi kullanan(lar)ın borcun esasına yahut kredi kullandırılan tarafından düzenlenmiş evrakta bulunan imzalarına itiraz edebileceği, bu durumun tespitinin dosya kapsamına göre şu aşamada mevcut bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
İhtiyati haciz isteminde bulunan alacaklı, mahkemede, yalnız alacağının varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat edecektir. Bu ispat da yaklaşık ispattır. Bu hususların dışında ihtiyati haciz isteyen alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından ihtiyati haciz isteyen vekilinin talebini, 09/03/1998, 12/11/2003, 29/01/2005, 02/07/2009 ve 22/01/2010 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerine dayandırdığı, ancak mahkemece anılan gerekçe ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, isteme konu alacağın varlığı hususunda oluşan tereddütün aşılması bağlamında istem sahibinden hangi sözleşmeye dayalı ne miktar alacağı olduğu açıklattırılarak, istemine dayanak belgelerin ve kayıtların ibrazının sağlanmasının ardından istemin İİK’nın 257. maddesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.