Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2804 E. 2014/9147 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2804
KARAR NO : 2014/9147
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ : SAKARYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2013
NUMARASI : 2012/48-2013/95

Taraflar arasında görülen davada Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/03/2013 tarih ve 2012/48-2013/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin internet üzerinden alışveriş yapılan bir sitenin sahibi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında üye işyeri sözleşmesi bulunduğunu, 03.08.2011, 03.08.2011 ve 05.08.2011 tarihlerinde davalı bankaca verilen kredi kartı bilgileri kopyalanarak ve şifreleri kırılarak müvekkilinin internet sitesinden 6 adet alışveriş yapıldığını, müvekkilinin durumu bilmeden sipariş edilen emtiaları, siparişin verildiği gün kargoya verdiğini ve siparişte alıcı olarak gözüken kişilerin de emtiaları teslim aldığını, davalı bankanın müvekkilinin hesabına yatan 8.157,54 TL’yi tek taraflı işlemle haksız olarak geri çektiğini ileri sürerek, 8.187,54 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın otorizasyon sisteminden bilgi alınmadığını, alışverişte kullanılan kartın hamiline herhangi bir teslim işleminin yapılmadığını, davacının kredi kartının gerçek sahibi tarafından kullanılıp kullanılmadığını denetlemek zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arısındaki üyelik sözleşmesinin E ve H maddeleri gereğince davacının sipariş ve kredi kartı numarasını aldığında bankanın otorizasyon sisteminden sorgulama yapılmasının gerektiği, davacının herhangi bir sorgulama yapmaksızın siparişleri verip parayı tahsil ettiği, kredi kartının gerçek sahibi tarafından kullanılıp kullanılmadığının davacı tarafından denetlenmesinin gerektiği, işlemi gerçekleştiren kart hamilinin farklı olup, kargo teslim belgesindeki kişilerin işlemi yapılan kart hamilleri olmadığının ortaya çıktığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf, sahibi olduğu internet sitesinden yapılan alşverişlere ilişkin kart hamilinin kartının kopyalandığı yönündeki itirazı üzerine davalı bankaca hesabına yatan alışveriş bedellerinin geri çekildiğini ileri sürmüş, davalı banka da, davacının işlem yaparken otorizasyon sisteminden bilgi almadığını, 3D güvenlik sitemine ilişkin güvenlik çemberini
kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının taraflar arasındaki üyelik sözleşmesinin E ve H maddeleri gereğince sipariş ve kredi kartı numarası aldığında bankanın otorizasyon sisteminden sorugulama yapmadan siparişleri verip parayı tahsil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda karar gerekçesinde belirtildiği gibi davacının otorizasyon sisteminden sorgulama yapıp yapmadığı açıkca belirtilmediği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik ve kanaat oluşturmaya yeterli değildir. Bilirkişi raporunda somut olayın nasıl gerçekleştiği, hangi aşamalardan geçtiği, bankaca ne şekilde paranın geri çekildiği, işlem tarihi itibariyle bankacılık uygulamasında internet yoluyla yapılan alışverişin nasıl gerçekleştiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ne suretle ihlal edildiği, davacının kusurlu olup olmadığı, her iki tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı denetime elverişli bir şekilde açıklanıp açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu durumda, mahkemece, banka kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak yukarıda açıklanan hususları inceleyip karşılayan bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.