Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2176 E. 2014/7163 K. 11.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2176
KARAR NO : 2014/7163
KARAR TARİHİ : 11.04.2014

MAHKEMESİ : YEŞİLHİSAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2012
NUMARASI : 2011/22-2012/130

Taraflar arasında görülen davada Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2012 tarih ve 2011/22-2012/130 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A.. D.., davalılardan T. vekili Av. H. Ö. ve diğer davalı G.. A.. vekili Av. F.K. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin K. ili, Y. ilçesinde bulunan.. ve ..parselde kayıtlı bahçelerindeki elma ağaçlarının 2010 yılı fırtına hasarına karşı sigortalandığını, 30/09/2010 tarihinde meydana gelen fırtına neticesinde elmaların hasar gördüğünü, müvekkilinin hasardan sonra süresi içerisinde durumu sigorta şirketine bildirdiğini ancak sigorta şirketinin ödemede bulunmadığını ileri sürerek toplam zarar olan 41.469,22 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TARSİM vekili, mahsuldeki zararın tamamının fırtınadan kaynaklanmadığını, elma içi kurt nedeniyle dökülme yaşandığını, sigorta teminat kapsamı dışındaki zararın karşılanmadığını, poliçede muafiyet ve müşterek sigorta hükümleri uyarınca indirim öngörüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu dosya kapsamına göre, davacıya ait sigortalı elma bahçesinin fırtına sonucu hasara uğradığı, zararın teminat kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.383,21 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Tarsim vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, bitkisel ürün sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalı T. vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında, hesaplamanın hasar oranı üzerinden yapıldığını, poliçe özel ve genel şartlarına göre sigorta bedeli üzerinden tespit yapılması gerektiği hususunda itirazlarda bulunmuştur. Nitekim, bitkisel ürün sigortası poliçesi özel ve genel şartlarında muafiyeti geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında hasar miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında primlerinin davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı G.. A.. vekilinin temyiz istemine gelince, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun’un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun’un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun’un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu’na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T. Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı G. Sigorta A.Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “G. Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, T.. A..’ye aittir. Bu itibarla T. adına poliçe tanzim eden davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyecek olup, davanın husumetten reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı Tarsim yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı G. Sigorta AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.