YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2352
KARAR NO : 2014/8678
KARAR TARİHİ : 07.05.2014
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/10/2013
NUMARASI : 2013/427-2013/15
Hasımsız olarak görülen davada Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/10/2013 tarih ve 2013/427-2013/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait olan, hamiline yazılı olduğunu iddia ettiği, K.. Holding A.Ş.’ye ait 4 adet hisse senedinin kaybolduğunu ileri sürerek TTK’nın 654 ve 655 maddeleri gereğince anılan hisse senetlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, anonim şirket hisse senetlerinin TTK’nın 645. maddesine göre kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, anonim şirket hisse senetlerindeki hakkın senet elde bulunmasa dahi anonim şirket kayıtlarına dayanılarak kimlik ibrazı ile birlikte ileri sürülmesinin mümkün bulunduğu, dolayısıyla anonim şirket pay senetlerinin bir hakkın tevsiki niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
1- Dava, davacıya ait olduğu iddia edilen hamiline yazılı hisse senetlerinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece anonim şirket hisse senetlerinin kıymetli evrak niteliğinde olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de anonim şirket hisse senetleri 6102 Sayılı TTK’nın 661/1.(e- TTK’nın 573.) maddesine göre kıymetli evrak niteliğinde olup iptali mahkemeden istenebilir. Aynı Yasa maddesinin ikinci fıkrasında da anonim şirket hisse senetlerinin iptali davasında anonim şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kesin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Anılan düzenleme kesin yetki kuralına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nın 114/ç maddesi gereğince dava şartlarından olup, hakim tarafından res’en gözetilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece öncelikle bu husus üzerinde durulması gerekirken, anılan husus nazara alınmadan yetki konusunda bir değerlendirme yapılmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının/bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.