Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18574 E. 2014/7620 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18574
KARAR NO : 2014/7620
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2013
NUMARASI : 2012/141-2013/386

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/06/2013 tarih ve 2012/141-2013/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, SGK Başkanlığı’ndan 2200511214 tahsis numarasıyla aylık almakta iken 18/10/1999 tarihinde vefat ettiği anlaşılan Ş. (K.) Ö.’in vefatını takiben 24/10/1999-23/01/2006 döneminde 19.946,93 TL’nin haksız olarak çekildiğini, müvekkili kurum ile V.Bankası Genel Müdürlüğü arasında 15/12/2000 tarihinde imzalanan protokol uyarınca;” ATM kartlarının 1 yılla sınırlandırılacağı ve bir yıl sonunda gelir ve aylık sahibinin bizzat banka şubesine giderek yaşadığının tespiti ile buna ilişkin yazılı beyanda bulunarak ATM kartının süresini bir yıl daha uzatabileceğine karar verilmesi gerektiği” taahhüt edilmesine rağmen davalı bankanın GOP Şubesinin bu prosedürü yerine getirmeyerek 24/12/2005 tarihine kadar aynı ATM kartı ile ATM cihazlarından kişi veya kişilere toplam 19.646,43 TL yersiz ödeyerek müvekkili kurumu zarara uğrattığını ileri sürerek, 19.946,93 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının vefatı davacı tarafından müvekkili bankaya bildirilmediğinden dava konusu olayda bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının yaşayıp yaşamadığının tespit etme görevinin davacı kuruma ait olduğunu, 15/12/2000 tarihinde imzalanan protokolün 4.13 maddesi gereğince, müvekkili bankaca Aralık 2005’te, 2004 yılında vergi iade zarfı vermeyen ve yaş itibariyle vefat etmesi muhtemel emekliler ile ilgili bir çalışma yapılarak bu kişilerin yaşayıp yaşamadıklarının tespiti için hesaplarına bloke konulduğunu, konunun bir tebliğ ile şubelere duyurulduğunu, kişilerin bizzat şubeye başvurmalarının sağlanarak yaşadıklarının tespiti halinde hesap blokesinin kaldırılmasının istendiğini, bu uygulama üzerine SSK Başkanlığının 27/12/2005 tarih 5328 sayılı yazısı ile kişilerin hayatta olup olmadıklarının kurumun kendisince tespit edilebildiği belirtilerek hesaplara konulan tüm blokelerin kaldırılmasının istendiğini, bunun üzerine blokelerin tamamının 28/12/2005 tarihinde kaldırıldığını, davacı kurumun da somut olayda en azından müterafik kusurunun bulunduğunu, Şe. K. Ö.’in hesabına ölüm tarihinden itibaren belirli bir dönem davacı kurumca gönderilmeye devam edilen meblağın müvekkili bankadan değil Ş.K. Ö. mirasçılarından talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı 15.12.2000 tarihli protokolün, yanlar arasında 12/02/2009 tarihinde imzalanan protokolle yürürlükten kaldırıldığı, davalı bankanın sorumluluğunun bu protokol hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı kurumun anılan protokolün 13.3 maddesinde belirtilen şekilde talimat verildiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı ve herhangi bir delil de sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından 24/10/1999-23/01/2006 tarihleri arası yapılan işlemlere dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece bu uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki 12/02/2009 protokolün uygulanması suretiyle bu protokolün hükümleri gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir. Ancak sözkonusu talebin 15/12/2000 tarihli protokole göre değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği gibi bu yeni tarihli protokolün 14/2. maddesine göre de sorumluluk 2 yıl ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle uygulanması gereken protokol hükümleri ve tarafların kusur durumuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, 17/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.