Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1287 E. 2014/8882 K. 09.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1287
KARAR NO : 2014/8882
KARAR TARİHİ : 09.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2011
NUMARASI : 2007/297-2011/57

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/02/2011 tarih ve 2007/297-2011/57 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/05/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. E.. Ö.., davalılardan N.. Ş.. vekili Av. İ.. Ü.., davalılardan Y..K.. vekili Av. Ç.. Ç. D.. ve davalılardan G.. S.. mirasçıları vekili Av. O.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi E.. K.. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılar ile imzalanan protokol gereğince davacı şirkete ait hisselerin devralındığını, aylık ödenecek hisse bedelinin 33.735,04 TL olarak belirlendiğini, davalıların cafe-bar işletmesinin kar payının yüksek tutulmasını istemeleri nedeniyle hisse devir bedeli miktarının artırıldığını, ancak cafe-barın hiçbir zaman davalıların belirttiği kar payına ulaşmadığını, buna rağmen 9 ay boyunca sözleşme şartlarına uyduklarını, hisselerin gerçek değeri ile arasında açık nispetsizlik olduğunu, davalıların hileli hareketleri sonucu gabine uğradıklarını, hisse devir bedelinin aylık 16.867,52 TL olarak uyarlanması gerektiğini ileri sürerek, hisse devir bedelinin 16.867,52 TL olarak uyarlanmasını, icra takip dosyasında 16.867,52 TL meblağ kadar borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiş, sonradan talebini ıslah dilekçesiyle yükseltmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin murisinin davacı şirketin % 20 paya sahip ortağı bulunduğunu, miras yoluyla anılan hissenin davalılara intikal ettiğini, davacı şirketin işlettiği cafe-bar ve içkili lokantanın taşınmaz malikinin aynı zamanda müvekkilleri olduğunu, ek protokol ile davacı şirketin hisselerinin devredilmesine, hisse ve taşınmazların kira bedeli olarak aylık 58.000 TL’nin davalılara ödenmesinin kararlaştırıldığını, protokol uyarınca 9 ay boyunca ödeme yapıldığını, sonradan eksik ödeme yapılması nedeniyle icra takibinde bulunduklarını, davacıların lokanta ve cafe-barı 7 yıldır işlettiklerini, gelir ve gider durumunu bildiklerini, davalıların ise herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığını, gabin ve hilenin söz konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, gabin olayının söz konusu olması için tarafların karşılıklı edimleri arasında açık nispetsizlik olması, lehine dengesizlik yapılan tarafın müzayaka, tecrübesizlikliğinden yararlanılması gerektiğini, somut olayda edimler arasında açık nispetsizlik bulunsada subjektif şartın gerçekleşmediği, ikinci iddia olan hile konusunda ise bu durumun aktif hareketlerle yapılabileceği gibi pasif davranış şeklinde de gerçekleştirilebileceği, susmak ve hareketsiz kalmanın bu kapsamda değerlendirileceği, sözleşme içeriğine bakıldığında hisse bedelinin şirketin faaliyeti çerçevesinde elde edilecek gelirle ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalıların gerçek hisse bedeli miktarını bildikleri halde şirketin işletilmesi yoluyla elde edilecek gelir konusunda davacıları uyarmadıkları, davacıların iddiasının pasif hile kapsamında kaldığı, 818 Sayılı BK’nın 31. maddesine göre sözleşmeyi fesih veya akte muvafakat edip hile sebebiyle uğranılan zararın istenebileceği, bu kapsamda davacıların hatalı nitelendirme ile uyarlama isteminde bulundukları, somut olayda zararın şirket hisselerinin gerçek değeri ile sözleşmede belirtilen değer arasındaki fark olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, aylık hisse devir bedelinin 11.032,92 TL bulunduğu ve hisse devir bedelinin toplam 628.876,44 TL olduğu anlaşılmakla, takip dosyasına davacıların 22.702,12 TL ve takip konusu yapılmayan hisse devir bedeli 1.270.748,72 TL olmak üzere toplam 1.293.450,84 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket hisse devrinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Hile, bir kimsenin hukuki bir işlem yapmasını sağlamak için onu kasten yanıltmaktır. Hile, sadece aktif hareketlerle, olumlu davranışlar ve konuşmalarla yapılmaz. Bazen sadece susmak da hile teşkil eder. Susmanın hile olarak kabul edilebilmesi için, sözleşme kurulurken taraflardan birinin, dürüstlük kuralları çerçevesinde kendisinden beklenen bir açıklamayı bilerek yapmaması gerekir.
Somut olayda, davalıların babası A.. K.. ve davacıların ortağı olduğu G.. Restoran Tur. Ltd.’nin 29.05.2002 tarihinde tescil edildiği, şirketin restoran ve cafe bar işlettiği, restoran ve cafe barın bulunduğu taşınmaz malikinin davalıların babası A..K.. olduğu, 01.06.2002 tarihinde A.. K.. ile davacı şirket arasında taşınmazın kiralanması konusunda anlaşma yapıldığı, 27.05.2004 tarihinde davalıların babasının vefat ettiği, şirket hisselerinin miras yoluyla davalılara intikal ettiği, taşınmazların bu kez davalılar tarafından davacı şirkete 01.06.2004 tarihinde kiralandığı, sonrasında davalılara ait % 20 hissenin devri konusunda 07.06.2006 tarihinde sözleşme imzalandığı, hisse bedelinin 66 ayda ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacıların 9 ay boyunca ihtirazi kayıt öne sürmeden ödemede bulundukları, bilahare hisse bedelinin fahiş olduğunu, gabin ve hile yoluyla kendilerinin kandırıldıklarını belirterek işbu davayı 20.04.2007 tarihinde açtıkları anlaşılmıştır.
Mahkemece, taraflar arasındaki protokol ile hisse bedelinin işletmeden elde edilecek gelir ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalıların gerçek hisse bedelini bildikleri halde, şirketin işletilmesi yoluyla elde edilecek gelir konusunda davacıları uyarmadıkları, davacıların iddiasının pasif hile kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacıların şirketi uzun yıllardır işletmeleri, davalıların ise 2004 yılında babalarının vefatı ile şirkete ortak olmaları, şirketin gelir ve gider durumunu en iyi davacıların bilebilecek durumda bulunması hususları nazara alındığında, şirketin gelir durumunu önceden beri bilen davacıların uyarılması hususunun davalılara yükletilmesi ve bu sorumluluğun ihlalinin pasif hile olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim, mahkemece bir yandan gabinin şartları irdelenirken, subjektif şartın dava konusu olayda oluşmadığı, yani davacıların tecrübesizliği bulunmadığı, olayda müzayaka olmadığı hususu kabul edildikten sonra, diğer yandan hilenin şartlarının incelenmesi aşamasında, davacıların işletmenin gelir durumunu bilmedikleri, gerçege uymayan varsayımlarla hareket ederek hisse devir sözleşmesi imzaladıklarının kabul edilmesi de isabetli görülmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece dava konusu olayda irade fesadı şartlarının oluşmadığı kabul edilerek, davalıların hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar N.. Ş.., Y.. Ç.., A.. S.. E.. S.., ve Z.. K..’a verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.