Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6396 E. 2014/9035 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6396
KARAR NO : 2014/9035
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

MAHKEMESİ : KOCAELİ 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2013/380-2013/380 D. İŞ

Kocaeli 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2013 tarih ve 2013/380-2013/380 D. İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gıyabında evrak üzerinden yapılan inceleme neticesinde mahkemece 10.12.20013 tarihli kararla ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati hacze dayanak gösterilen senedin taraflar arasında düzenlenen Mayıs 2012 tarihli protokol ve bunun eki niteliğindeki 01.08.2012 tarihli ek porotokol uyarınca verilen teminat senedi olduğunu, senedin orijinal halinde vade tarihi ve bazı bölümlerinin boş bırakıldığını, bu kısımların davalı tarafından kötü niyetle doldurulup hacze dayanak yapıldığını, hacze dayanak yapılan alacağın rehinle teminat altına alındığını ileri sürerek mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkin sebeplerin yasada sınırlı sayıda belirtildiğini, hacze dayanak senedin tam ve eksiksiz nitelikteki kambiyo senedi olduğunu, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgenin fotokopi niteliğinde bulunduğunu, bir an için dahi senedin kısmen doldurulup verildiğinin düşünülmesi halinde bile senedin daha sonraki tarihlerde doldurulmasının mümkün olduğunu, senet metninde davacı firmanın iki adet kaşesinin bulunduğunu, bu durumun tarafların sonradan bir araya gelip kalan kısımları doldurdukları anlamına geldiğini, taraflarca akdedilen protokolde bahsi geçen teminat senedinin 1.000.00 TL tutarında belirlendiğini, senet metninde teminat olarak verildiğine ilişkin bir ibarenin yer almadığını, protokolde bahsedilen rehin hakkının başka bir hususa ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen petrol istasyonunun satış ve devrine ilişkin sözleşme nedeniyle ihtiyati hacze konu senedin kısmen düzenlenerek verildiği, protokolde 1.000.00 TL olarak senet düzenleneceğine dair ibare mevcut ise de davacı tarafından ibraz edilen senet fotokopisi ile hacze konu senedin aynı olduğu, senedin portokol uyarınca teminat olarak verildiği, senedin 1.000.000.00 TL olarak düzenlenilmesine karşın protokolde sehven 1.000.00 TL olarak yazıldığı, bu halde alacağın varlığı ve ödeme gününün yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle vadesi gelmiş bir alacaktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
İstem, bonoya dayalı olarak verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkindir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacaklının, alacağın varlığı ile yasada belirtilen koşulların oluştuğu yönünde mahkemeye kanaat getirecek delilleri ibraz etmesi gerekli ve yeterlidir (İİK’nın 258 maddesi). Buradaki ispat, asıl davadaki gibi tam bir ispat değildir.
Somut olayda, ihtiyati hacze konu kambiyo senedinin bononun tüm unsurlarını taşıdığı, ihtiyati haciz talebinde bulunanın lehtar olduğu ve aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen karşı tarafın keşideci sıfatını taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece ihtiyati hacze konu bononun taraflar arasında akdedilen akaryakıt istasyonu ve arsasının satış ve devrine ilişkin Mayıs 2012 tarihli protokol ve bunun eki niteliğindeki 01.08.2012 tarihli ek protokol uyarınca teminat olarak düzenlendiği kabul edilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de bononun teminat olarak düzenlenilmesi bono vasfını ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmayacak ve ihtiyati haciz istemine engel teşkil etmeyecektir. Bu durum karşısında, ihtiyati haczin niteliği, senedin bononun tüm unsurlarını taşıdığı ve vadesinin geldiği dikkate alınarak ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin isteminin reddine karar vermek gerekirken açılacak bir menfi tespit davasında tartışılması gereken nedenlerle talebin kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden ihtiyati haciz isteyene (alacaklı) iadesine, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.