Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14447 E. 2014/3779 K. 28.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14447
KARAR NO : 2014/3779
KARAR TARİHİ : 28.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2013
NUMARASI : 2012/16-2013/136

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2013 tarih ve 2012/16-2013/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirket yönetiminden 09/03/2007 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, şirkete de ihtaren bildirdiğini, şirketteki payını da 08/12/2010 tarihinde noter senedi ile R. K.’ya devrettiğini, 08.10.2010 tarihli ihtarname ile devrin davalı şirkete bildirildiğini, fakat ticaret sicilinde halen yönetim kurulu üyesi ve ortak olarak görüldüğünü, davalı şirketin istifasını ve pay devir işlemini onaylayarak pay defterlerine işlememesi ve ticaret siciline bildirmemesi nedeniyle 3. kişilere karşı yönetim kurulu üyesi ve hissedar olarak göründüğünü ileri sürerek, davalı şirket paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket müdürü E. Y.’in müdürlük süresi bittiğinden ve şirketin ekonomik sıkıntılar nedeniyle iflası istendiğinden yönetim kurulunun toplanamadığını ve karar alamadığını, davacının şirketin hem hissedarı hem çalışanı iken şirketi terk ettiğini, tüm çağrılara rağmen devir işlemlerini yapmadığını, şirketin ekonomik sıkıntıya düştüğünü öğrendiğinde ihtar çektiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, şirket hissedarlarına bilgi vermeden hissesini devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava davacının paydaşlığının sona erdiğinin ve şirket yönetimi ile ilişkisinin kalmadığının tespiti istemine ilişkin olup eda davası niteliğinde olmadığı, davacının devrin pay defterine işlenmesine ilişkin talepte bulunmadığı, davalı şirket anasözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrini engelleyen bir hüküm bulunmadığından hisse devrinin mümkün olduğu, devir ciro ve teslimle mümkün olup TTK’nın 416/2. maddesi uyarınca şirkete karşı ancak pay defterine kayıt ile hüküm ifade edeceği, davalı şirketin davacı tarafından gönderilen 2 ayrı ihtara rağmen devri pay defterine kaydetmediği, pay devri pay defterine kaydedilmezse sadece mülkiyeti devredeceği ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının talebinin devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığı, devir pay defterine kayıt edilmediğinden paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, yönetim kurulu üyeliği istifa ile kendiliğinden sona ereceğinden bu hususta tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı şirketteki ortaklığının sona erdiğinin ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, açılan davanın eda davası niteliğinde olmayıp davacının pay devrinin pay defterine işlenmesi yönünde talebi bulunmadığı, paydaşlığın sona ermesi için pay defterine kayıt gerektiği, pay defterine kayıt edilmezse şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği, talep de devrin pay defterine kayıt edilmesine ilişkin olmadığından paydaşlığın sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, yönetim kurulu üyeliği ise sürenin dolması ile ya da istifa ile kendiliğinden sona ereceğinden davacının bu hususta tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak somut olayda davacı, yönetim kurulu üyeliğinden istifasını 02.01.2012 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile davalı şirkete bildirmesine rağmen ticaret siciline kayıt ve tescil sağlanmamıştır. İlke olarak istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması yönetim kurulunun kabulüne bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişki de ise TTK’nın 39. maddesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. Bu nedenle istifa eden yönetim kurulu üyesinin bu işlemin tescil ve ilanında hukuki yararı vardır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326). Yine davalı şirketin anasözleşmesinin 6. maddesinde “hisse senetleri nama yazılıdır” hükmü yer almasına rağmen şirketin nama yazılı hisse senedi çıkardığına dair bir savunma bulunmadığı gibi dosya kapsamında buna dair delile de rastlanmamıştır. Davalı şirketin anasözleşmesinde nama yazılı payların devri için bir bağlam kuralı da getirilmemiştir. Davacı, hissesini noterde düzenlenen devir sözleşmesi ile dava dışı Ramazan Kavgacı’ya devrettikten sonra aynı gün noter kanalıyla pay devrini davalı şirkete bildirerek pay defterine işlenmesini ve ticaret siciline kayıt ve tescilini talep etmiştir. Dosya kapsamından davalı şirket yönetim kurulunun mezkur pay devrine ilişkin red sebebi ileri sürdüğü de anlaşılamamaktadır. Dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtlarında davacının ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak göründüğü sabit olduğuna göre, dava dilekçesi içeriğinde davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinin ve pay sahipliğinin sona erdiğinin tespiti ile üçüncü kişileri bağlayacak şekilde ticaret sicil kayıtlarına işlenmesini sağlamak amacıyla işbu davanın açıldığı belirtildiğinden mahkemece, davacının eda hükmünü içerir şekilde talepte bulunduğu nazara alınarak davalı şirketteki ortaklığının sona erdiğinin ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/02/20104 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.