Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6091 E. 2014/9123 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6091
KARAR NO : 2014/9123
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2014
NUMARASI : 2011/225-2014/29

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2014 tarih ve 2011/225-2014/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında adi yazılı şekilde Franchising sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin konusunun davalı şirket adına tescil edilmiş Pizza Pizza markasının Konya’da davacının açacağı işyerlerinde 5 yıl süre kullanma hakkının devredilmesi olduğunu, sözleşme gereğince davacı şirketin davalı şirkete teminat amaçlı olarak 20.000 USD ve 15.000 USD bedelli olmak üzere toplam 2 adet çek verdiğini ve ödendiğini, ayrıca boş bir çekin de teminat amaçlı olarak davalı şirket temsilcisine teslim edildiğini, davalı ile yapılan sözleşme gereğince davacı şirketin iki dükkan kiraladığını ve davalının bu işyerlerini denetlediğini ve ürün göndermeye başladığını, davalının daha sonra davacının işletmesindeki “Pizza Pizza” markasının izinsiz ve yetkisiz kullanıldığı iddiası ile ihtarname çektiğini ve davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin de bunun üzerine ihtarname ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesi nedeniyle teminat olarak verilen para ve çeklerin iadesinin talep edildiğini, ancak teminatın ve çeklerin iade edilmediğini, bu haklı sebepler karşısında müvekkilinin olağanüstü fesih yoluyla sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, ödemiş olduğu 35.000 USD Dolar karşılığı olan 49.997,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 05.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yapmış olduğu masraf ve yoksun kaldığı karın şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan tahsilini, davacı A..A.. 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini, davalının elinde teminat amaçlı olarak bulunan çekin davacıya iadesini, iadesi mümkün olmaz ise çekin bedelsiz ve teminat amaçlı olması sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunarak sözleşmede Torbalı Mahkemelerinin yetkili olarak gösterildiğini, ancak Torbalı’da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu; tescilli markası P.. Pizza’nın kullanma hakkını belirli bir süre için Franchising sözleşmesi yoluyla davalıya devrettiğini, sadece bir adrese münhasır olmak üzere Franchising hakkı verildiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi bu hakkın birden çok işyeri için verilmiş olduğu iddiasının sözleşmedeki açık hüküm karşısında yersiz ve geçersiz olduğunu, davacının sözleşmeyi kendi kusurlu hareketleri nedeniyle haksız olarak feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki Franchising Sözleşmesi’nin 10.maddesinde bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Torbalı mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığının kararlaştırıldığı, HMK 17.madde de “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır…” hükmünün mevcut olduğu ve münhasır yetki kuralı içerdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, franchising sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle ödenen franchising bedelinin istirdatına ve tazminat istemine ilişkindir. Davanın bidayetinde davalı tarafından yasal süresinde yetki itirazında bulunulmuş, davalının bu itirazı mahkemenin 08/03/2011 tarihli ara kararı ile reddedilmiş, işin esasına girildikten sonra davanın devamı sırasında ve tüm bu işlemler tamamlandıktan sonra 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesindeki hükme dayalı olarak mahkemece resen yetkisizlik kararı verilmiştir. Herşeyden önce 6100 sayılı HMK 448. maddesi uyarınca davanın bidayetinde yetki itirazı reddedilip usuli işlemler tamamlandıktan sonra, yeni yürürlüğe giren yasa hükmünün işbu 1086 sayılı HUMK zamanında açılan dava bakımından uygulanması söz konusu olamaz. Bu nedenle mahkemece münhasır yetki kuralı niteliğindeki 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesindeki düzenleme esas alınarak resen yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.