YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16616
KARAR NO : 2014/5824
KARAR TARİHİ : 25.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2012
NUMARASI : 2011/51-2012/96
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2012 tarih ve 2011/51-2012/96 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/03/2014 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. A.. T.. ile davalı-karşı davacılar vekili Av. E.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimil tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı gerçek kişilerin müvekkiline haber vermeksizin 01.04.2003, 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantılarını yaparak sermaye artırım kararı aldıklarını, bu şekilde müvekkilinin hissesinin düşürüldüğünü, bu kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili gerçek kişiler yönünden husumet itirazında bulunmuş, müvekkili şirket yönünden ise, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmadığını, ayrıca 01.03.2002 tarihli hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmadığını, bu nedenle davacının şirket ortağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da, davacının şirket ortağı olmadığının tesbiti ile 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hisse devir suretiyle ortak olmasına ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmamış olmasının TTK’nın 520. maddesine aykırı olsa bile, kararın alındığı tarihten karşı dava tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçmiş olması nedeniyle davacının ortak olmadığının ileri sürülmesinin TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, bu itibarla davacının davalı şirketin ortağı olduğu, 30.06.2003 ve 27.12.2005 tarihli sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının nitelikli çoğunluk ile alınmadığı, bu itibarla anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 30.06.2003 ve 28.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptaline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirketin ortaklar kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davalı şirketin başlangıçta dava dışı C.. D..%65 ve davalı Erçin %35 oranında hisse ile iki ortaklı olarak kurulduğu, 04.06.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Cavit Doğru’nun %32,5 oranındaki hissesini davacıya, %32,5 oranındaki hissesini ise davalı E.. D..’ya devrettiği, hisse devrinin kabulüne ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararında hisse devreden C.. D..nun imzasının bulunmadığı, dolayısı ile davalı Erçin’in %35 oranındaki hissesi ile devri kabul etmesinin TTK’nın 520. maddesindeki emredici kurala aykırı olduğu, buna göre davalı E.. D..’nun şirketteki hisse oranın %35 olması nedeniyle sonradan yapılan sermaye artırımına ilişkin 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yeterli nisapla alınmadığı gerekçesiyle anılan ortaklar kurulu kararlarının iptaline karar verilmiş ise de, 01.03.2002 tarihli hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararında dava dışı hisse devreden C..Do..’nun imzasının bulunmaması anılan kararı geçersiz kılmaz. Zira C..t D..’nun usulüne uygun olarak noterden hisse devir sözleşmesi yapmış olması nedeniyle hissesini devretme iradesini göstermiş olması karşısında devre muvafakat ettiğine ilişkin ortaklar kurulu kararında imzasının bulunması gerekli değildir. Anılan ortaklar kurulu toplantısında %35 oranında ortak olan davalı E.. D..’nun imzasının bulunması nedeniyle C..D..’nun davacı ve davalı E.. D..’ya yaptığı hisse devirleri geçerlidir. Bu itibarla davalı şirket, davacının %32,5, davalı E.. D..’nun %67,5 oranında hisse ile iki ortaklı şirket haline gelmiştir. Bu durumda, mahkemenin yeterli nisapla alınmadığını kabul ettiği 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantılarında alınan kararlarda davalı E.. D..’nun %67,5 oranında hisse ile imzasının bulunması nedeniyle tüm kararlarda toplantı ve karar nisabı yeterlidir.
Ortaklar kurulu toplantısına davette usulsüzlük yapılması ortağa iptal davası açma hakkını vermekte ise de, bu durum tek başına alınan kararların iptaline gerekçe olamaz. Bu nedenle de davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantılarının yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 3 aylık hak düşürücü süreler geçmiş olması nedeniyle, davanın salt bu nedenle reddedilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve hatalı yoruma dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalı O.. T..’den alınıp, davalı-karşı davacı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.